Hukuk

Tüketici Mahkemesi
Görevi taraflardan birinin tüketici olduğu hukuki uyuşmazlıkları çözümlemektir.
Tüketici belirli bir mal veya eşyayı tekrar satmak, değiştirmek veya işlemek, veya bir üretim sürecinde kullanmak amacıyla değil ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla alan kişidir. Ticari mal akış zincirinde son alıcıdır. Tüketicinin satıcı (tüccar) karşısında zayıf olması ve ticari hayatı bilmek zorunda olmaması nedeniyle, tüketicinin korunmasını sağlamak amacıyla özel bir yasa çıkarılmış (4077 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun) ve bu kanundan kaynaklanan hukuki uyuşmazlıkları çözümlemek görevi Tüketici Mahkemelerine verilmiştir.

Görev Yapan Kişiler
- Hâkim (Asliye Hukuk Mahkemesi ile aynıdır.)
- Yazı İşleri Müdürü (Asliye Hukuk Mahkemesi ile aynıdır.)
- Zabıt Kâtipleri (Asliye Hukuk Mahkemesi ile aynıdır.)
- Mübaşir (Asliye Hukuk Mahkemesi ile aynıdır.)

Davalar
- Ayıplı maldan kaynaklanan davalar
- Ayıplı hizmetten kaynaklanan davalar
- Satıştan kaçınmadan kaynaklanan davalar
- Sözleşmedeki haksız şartlardan kaynaklanan davalar
- Taksitli satıştan kaynaklanan davalar
- Devre tatil sözleşmesinden kaynaklanan davalar
- Paket tur sözleşmesinden kaynaklanan davalar
- Kampanyalı satıştan kaynaklanan davalar
- Kapıdan satıştan kaynaklanan davalar
- Mesafeli sözleşmeden kaynaklanan davalar
- Tüketici kredisinden kaynaklanan davalar
- Kredi kartı sözleşmesinden kaynaklanan davalar
- Süreli yayınlardan kaynaklanan davalar
- Abonelik sözleşmesinden kaynaklanan davalar
- Fiyat etiketinden kaynaklanan davalar
- Garanti belgesinden kaynaklanan davalar
- Tanıtma ve kullanma kılavuzundan kaynaklanan davalar
- Satış sonrası hizmetten kaynaklanan davalar
- Ticari reklam ve yayından kaynaklanan davalar
- Zararlı ve tehlikeli mal ve hizmetten kaynaklanan davalar

Dava Akışı
- Her il ve ilçe merkezinde tüketici yasasının uygulanmasından doğan uyuşmazlıklara çözüm bulmak amacıyla en az bir tüketici sorunları hakem heyeti oluşturulur (tüketici hakem heyetleri ilçelerde kaymakamlık binasında, illerde sanayi ve ticaret müdürlüklerinde
bulunur).
- Tüketici, değeri 2200-3200 TL* altındaki tutarlar için Hakem heyetine başvurabilir.
*6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 68 inci maddesinin 1 inci fıkrası ve 27/11/2014 tarihli ve 29188 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Tüketici Hakem Heyetleri Yönetmeliği’nin 6 ncı maddesi gereğince;

Tüketici hakem heyetlerinin, uyuşmazlıklara bakmakla görevli ve yetkili olmalarına ilişkin parasal sınırlar;

a) İlçe tüketici hakem heyetleri için üst parasal sınır, 2.200 Türk Lirası,

b) Büyükşehir statüsünde olan illerdeki il tüketici hakem heyetleri için parasal sınır, 2.200 Türk Lirası ile 3.300 Türk Lirası arası,

c) Büyükşehir statüsünde olmayan illerin merkezlerindeki il tüketici hakem heyetleri için üst parasal sınır, 3.300 Türk Lirası,

ç) Büyükşehir statüsünde olmayan illere bağlı ilçelerdeki il tüketici hakem heyetleri için parasal sınır, 2.200 Türk Lirası ile 3.300 Türk Lirası arası olarak tespit edilmiştir.) altında bulunan uyuşmazlıklardaTüketici Sorunları Hakem Heyetine dilekçe ile müracaat etmek zorundadır. Bu miktarın altındaki uyuşmazlıklara ilişkin olarak mahkemeye dava açılamaz.

Bu uyuşmazlıklarda tüketici sorunları hakem heyetinin vereceği karar, itiraz edilmemesi halinde tarafları bağlar. Taraflar bu karara karşı 15 gün içinde Tüketici Mahkemesine itiraz edebilir, mahkemenin vereceği karar kesindir.

- Her iki halde de, kesinleşen karar ilamların yerine getirilmesi hakkındaki hükümlere göre yerine getirilir.
- Hakem Heyetine başvurmayı tercih etmeyen ilgili, hazırladığı dava dilekçesi ile doğrudan Tüketici Mahkemesine de dava açabilir. Tüketici Mahkemesinde tüketiciler, tüketici örgütleri ve Bakanlıkça açılacak davalar her türlü harç ve vergiden muaftır.
- Tüketici mahkemesinde dava basit yargılama usulüne göre duruşmalı olarak yapılır.
- Hâkim gerekir ise dava türüne göre bilirkişi incelemesi yaptırmak sureti ile uyuşmazlığı bir ya da birden fazla celsede karara bağlar.
- Tüketici mahkemesi bulunmayan yerlerde bu davalar dava değerine göre Sulh Hukuk ya da Asliye Hukuk Mahkemelerinde Tüketici Mahkemesi sıfatı ile görülür.
- Mahkemede dava açılması halinde dava akışı Asliye Hukuk Mahkemesi ile aynıdır.

Kaynak: UYAP

Fatmanur Toprak Saygıner / K.Maraş Avukat

Nöbetçi Hâkim ve Cumhuriyet Savcısı Sistemi
Mesai saatleri dışında, hafta sonu ve resmi tatil günlerinde meydana gelen adli olaylar ile adli işlere bakmak üzere; her adliyede yeteri kadar Cumhuriyet savcısı ile sulh ceza, asliye ceza, ağır ceza ve icra ceza mahkemelerinden birer tanesi nöbetçi mahkeme olarak görev yapar.

Hukuk ve idare mahkemelerinde tanımlanan mahiyette bir nöbetçi mahkeme uygulaması olmayıp, sadece hafta içi mesai saatlerini kapsar şekilde nöbetçi bir hâkim tarafından tüm mahkemelere gelen evrakın havalesinin yapıldığı ve bazı acele işlerin görüldüğü bir uygulama mevcuttur.

1. Nöbetçi Cumhuriyet Savcısının Görevleri
Nöbetçi Cumhuriyet savcısı nöbeti sırasında meydana gelen tüm adli olaylara bakar, gecikmesinde sakınca bulunan tüm soruşturma işlemlerini yapar (olay yeri keşif, otopsi, tarafların ifadelerinin alınması, mağdurların adli raporlarının alınması, tutuklamaya sevk, arama, el koyma, vb.)
Nöbetçi Cumhuriyet savcısı ayrıca nöbeti sırasında yakalanan hükümlü ve tutuklu kişilerle ilgili işlemleri yapar (yakalanan hükümlünün ceza evine gönderilmesi, yakalanan kişililerin yakalama emrini çıkartan mercilere gönderilmesi, tutuklanan kişilerin cezaevine gönderilmesi,vb.) Cumhuriyet Başsavcılığının bulunduğu il veya ilçenin büyüklüğüne göre birden çok Cumhuriyet savcısı nöbetçi olarak görevlendirilebilir. Bu durumda nöbetçi Cumhuriyet savcılarından kimin hangi görevleri yapacağı Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan nöbet çizelgesinde belirtilir.

2. Nöbetçi Sulh Ceza Mahkemesinin Görevleri
Nöbetçi sulh ceza mahkemesi nöbeti sırasında istenilen el koyma, arama, tutuklama, el koymanın onaylanması, biyolojik örnek alma ve inceletme gibi konularda karar verir. Ayrıca bulunduğu yer sulh ceza ile başka yer ceza mahkemeleri tarafından yakalama emri ile aranan ve yakalanan kişilerle ilgili işlemleri yapar.

3. Nöbetçi Asliye Ceza Mahkemesinin Görevleri
Nöbetçi asliye ceza mahkemesi, nöbeti sırasında sulh ceza mahkemesinin kararlarına karşı yapılan itirazlara bakar. Ayrıca bulunduğu yer asliye ceza ile başka yer asliye ceza mahkemeleri tarafından yakalama emri ile aranan ve yakalanan kişilerle ilgili işlemleri yapar. Nöbetçi asliye ceza mahkemesinin bulunduğu yerde ağır ceza mahkemesi yoksa ağır ceza mahkemeleri tarafından çıkartılan yakalama emri ile aranan ve yakalanan kişilerle ilgili işlemleri yapar.

4. Nöbetçi Ağır Ceza Mahkemesinin Görevleri
Nöbetçi ağır ceza mahkemesi, nöbeti sırasında asliye ceza mahkemesinin kararlarına karşı yapılan itirazlara bakar. Ayrıca bulunduğu yer ağır ceza ile başka yer ağır ceza mahkemeleri tarafından yakalamaemri ile aranan ve yakalanan kişilerle ilgili işlemleri yapar.
* CMK’nın 250 inci maddesi gereğince yetkili mahkeme ve Cumhuriyet Başsavcılıklarının bulundukları yerlerde, bu yer mahkeme ve Cumhuriyet savcılarından nöbetçi bırakılır. Bu nöbetçi hâkim, mahkeme ve Cumhuriyet savcısı yukarıdaki açıklamalarda belirtilen işleri yapar.
* Çocuk ceza mahkemesi ile çocuk ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerlerde, bir çocuk mahkemesi ile çocuk ağır ceza mahkemesi nöbetçi mahkeme olarak bırakılır. Bu nöbetçi çocuk ceza mahkemesi ve çocuk ağır ceza mahkemesi yukarıdaki açıklamalarda belirtilen işleri yapar.

Kaynak: UYAP

Av.Fatmanur Toprak Saygıner / K.Maraş Avukat

Davam Bitti, Karar Çıktı, Süreç Tamamlandı mı?
Yargılama işlerinin tamamı büyük bir ciddiyet gerektiren karmaşık süreçlerin sonucudur. Hukuk düzeni bu süreç içerisinde hatalar yapılabileceğini öngörmüş ve kararın doğruluğunu bir diğer mahkeme aracılığı ile kontrol imkânı getirmiştir. İtiraz hakkı tanınan kararlara ilişkin olarak ilk derece mahkemelerine, temyiz hakkı tanınmış kararlar hakkında ise üst derece mahkemelerine başvurmak mümkündür. Yargılama süreci kesinleşmiş karar ile tamamlanır.

Kesinleşmiş Karar Nedir?
Aleyhinde başvurulacak hiçbir kanun yolu kalmayan karara kesinleşmiş karar denir. Kanun pek basit meselelerde kanun yollarına başvurma hakkını tanımamıştır. Bu istisnaların dışında tüm kararların bir kez daha gözden geçirilmesini temin için kanun yolları belirlenmiştir. Bu hakkın süresi içinde kullanılmaması veya kullanıldığı halde ilgili mahkeme incelemesinden geçip reddedildiği durumlarda mahkeme kararı kesinleşmiş hale gelir.

İlam Nedir?
Yargılama sonucunda mahkeme tarafından verilen karar yazılarak taraflara imzalı ve mühürlü olarak verilir. Bu yazıya “ilam” adı verilir. İlamın son bölümünde verilen kararın kesin olup olmadığı, karar hakkında hangi merciye kaç günlük bir süre içerisinde başvurma hakkınız olduğu yazılır. Karar ancak bu belirli süre içerisinde davanın tarafları kanun yollarına başvurmazsa kesinleşir.

Kararın Kesinleşmesi Nasıl Sağlanır?
Hukuk mahkemelerinde karar aleyhine kanun yollarına başvurulabilmesi için kararın taraflara tebliği gerekir. Gerekçeli kararın yazılmasından sonra karar harcının ödenmesi ile kararın taraflara tebliği ile kesinleşmesi için gerekli süre işlemeye başlar. Öte yandan iş mahkemeleri ve ceza mahkemelerinde taraflar kararı öğrendiğinde süre işlemeye başlar. Eğer karar karşı tarafın yüzüne okunmuşsa o tarihten, değilse tebligattan itibaren işlemeye başlar. İdare mahkemesi de kararı taraflara tebliğ edecektir. Bu mahkemelerde ayrıca bir işlem yapmanıza gerek yoktur.

Kesinleşme Nasıl Tespit Edilir?
Kararı veren mahkeme kalemine başvurarak kararın kesinleşip kesinleşmediğini öğrenebilirsiniz. Temyize tabi kararlarda karar aleyhine temyiz yoluna başvurulmamışsa veya temyiz incelemesi sonucu karar onaylanmışsa mahkeme kalemi ilgili kararın üzerine “kesinleşme şerhi” denilen bir açıklama yazar. Bu şerh kararın kesinleştiğini bildirir.

Temyiz Nedir?
Temyiz; hakkınızda verilen kararın bir kez de üst mahkeme tarafından incelenmesi demektir. Adli yargıda üst mahkeme Yargıtay, idari yargıda ise Danıştay’dır. İdare ve vergi mahkemelerinin bazı kararlarına karşı bölge idare mahkemesine itiraz edilebilir.

Temyiz Nasıl Yapılır?
Yasal süresi içerisinde mahkemeye verilecek bir dilekçe ile yapılır.

Temyiz Dilekçesi Nasıl Yazılır?
Hakkınızda karar veren mahkemeye verilecek olan bu dilekçede kararı “temyiz ettiğiniz” açıkça ifade edilmelidir. Bu dilekçede, neden hükmün bozulmasını istediğinizi göstermeniz zorunludur. Yargılama esnasında oluştuğunu düşündüğünüz hukuka aykırılıkların tamamını sıra numarası vererek açıkça yazmanız gerekir. Temyiz dilekçesi taraf sayısından bir fazla nüsha halinde teslim edilir.

Temyizde Ne İncelenir?
Temyiz incelemesinin amacı yargılama esnasında bir hukuka aykırılık olup olmadığını tespit etmektir.

Temyiz Süresi Nedir?
Her mahkemenin temyiz süresi farklıdır.
• Ceza Mahkemelerinde kararın öğrenilmesinden (tebliğ veya tefhimden) itibaren 7 gündür.
• Asliye Hukuk Mahkemelerinde (Aile, Ticaret ve Tüketici mahkemeleri) tebliğden itibaren 15 gün,
• Sulh Hukuk Mahkemelerinde tebliğden itibaren 8 gün,
• İcra Hukuk Mahkemelerinde kararın öğrenilmesinden (tebliğ veya tefhimden) itibaren 10 gün,
• İş Mahkemelerinde kararın öğrenilmesinden (tebliğ veya tefhimden) itibaren 8 gündür.
• İdare ve Vergi Mahkemelerinde temyiz süresi tebliğden itibaren 30 gündür.
Belirtildiği üzere bazı mahkemelerde süre hâkim tarafından karar açıklandığında başlarken, bazılarında kararın tebliğ edilmesi ile işlemeye başlar. Karar temyiz hakkı olan kimsenin yokluğunda alınmış ise temyiz süresi kararın bu kişiye yazılı olarak bildirilmesinden (tebliğ edilmesinden) itibaren işlemeye başlar. Temyiz süresinde dilekçe vermezseniz temyiz hakkınızdan vazgeçtiğiniz anlamına gelir.

Temyiz Sonucunda Ne Olur?
Yargıtay/Danıştay, ilk derece mahkemesinin verdiği kararı inceler, hukuka aykırı bir husus saptarsa kararı bozar. Bozulan karar bir kez daha görüşülmek üzere kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilir. Yargıtay/Danıştay hukuka aykırı bir husus olmadığı görüşüne varırsa kararı onar. Böylece karar kesinleşmiş olur.

Temyiz Edersem Cezam Ağırlaşır mı?
Hayır. Halk arasında “Yargıtay’a başvurduğumda haksız çıkarsam karar daha da ağırlaşır” yönünde yanlış bir inanış vardır. Bu fikir tümüyle yanlıştır. Yargıtay temyiz edenin aleyhine karar vermez, cezayı ağırlaştırmaz. Hüküm sadece sanık tarafından temyiz edilerek bozulmuşsa yeniden yargılama sonucu verilecek ceza, önceki hükümle verilen cezadan daha ağır olamaz. Ancak unutulmamalıdır ki; katılanın (suçtan mağdur olan ve yargılamaya katılan kişinin) ve Cumhuriyet Savcılığı’nın da temyiz hakkı vardır. Bunların temyiz başvurusu sonucunda karar sanığın aleyhine bozulabilir.

Karar Kendiliğinden Temyiz Olur mu?
Hayır. Temyiz için talep etmek gereklidir. Bu kuralın bir istisnası vardır. Onbeş sene ve daha fazla hapis cezası verilen kararlar temyiz talebi olmasa dahi Yargıtay tarafından incelenir. Bu durumda olanların dışında tüm dosyalarda temyiz mutlaka davanın taraflarından birisi tarafından talep edilmelidir. Eğer hükmün açıklanmasından itibaren süresi içerisinde temyiz talebinizi hükmü veren mahkemeye bildirmezseniz temyiz hakkınızdan vazgeçmiş sayılırsınız. Cumhuriyet Savcısı kararı temyiz hakkına sahiptir, sanığın lehine veya aleyhine olarak temyiz yoluna gidebilir.

Kararı Temyiz Etmedim, Beraber Yargılandığım Diğer Sanık Temyiz Etmiş. Ben de Bundan Yararlanabilir miyim?
Hüküm, sanık lehine bozulmuşsa ve bu hususların diğer sanıklara da uygulanması olanağı varsa, siz de temyiz isteminde bulunmuş gibi hükmün bozulmasından yararlanabilirsiniz. Ancak bu durum bozmanın otomatikman sizin için de geçerli olacağı anlamına gelmez. Eğer bozmanın diğer sanıklara uygulanma olanağı yoksa karar sizin yönünüzden kesinleşirken temyiz eden diğer kişiler yönünden bozulur.

Süre Tutum Dilekçesi Nedir?
Ceza davalarında karar açıklandığında yedi günlük temyiz süresi işlemeye başladığı için gerekçeli karar yazılana kadar “süreyi durdurmak” için verilen dilekçeye halk arasında “süre tutum dilekçesi” adı verilmiştir. Süre tutum olarak adlandırılan dilekçe “temyiz ettiğinizi ve temyiz gerekçelerinizi gerekçeli karardan sonra yazılı olarak belirteceğinizi” bildiren dilekçedir. Bu nedenle “süre tutum” dilekçesi vermek istediğinizde bu dilekçede mutlaka “temyiz ettiğinizi” açıkça belirtmeniz gerekir. İş davalarında da aynı usul uygulanmaktadır, bunun dışında hukuk davalarında böyle bir uygulama yoktur.

Temyizde Duruşma Yapılır mı?
Temyiz incelemesi kural olarak dosya üzerinden duruşma açılmadan yapılır. Ancak bazı yasal şartların bulunduğu durumlarda tarafların talebi üzerine veya yüksek mahkeme tarafından gerek görülmesi halinde temyiz duruşmalı olarak yapılabilir. Ceza dosyaları temyiz duruşmasına sadece sanık (ve avukatı) çağrılır. Tutuklu sanık Yargıtay’da yapılan temyiz duruşmasına katılamaz. Temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasını istiyorsanız bu talebinizi temyiz dilekçenizde belirtmeniz gerekir.

Kaynak:UYAP

Av.Fatmanur Toprak Saygıner / Kahramanmaraş Avukat

Office furniture

Duruşma Salonu Nasıldır?
Duruşmaların yapıldığı yere “Duruşma Salonu” denir. Duruşmaların yapıldığı yere “Duruşma Salonu” denir. Duruşmaların sağlıklı yürütülebilmesi için duruşma salonunda önceden belirlenmiş bir düzen vardır ve tüm işler belirli bir usulde gerçekleştirilir. Kimin nerede duracağı, kimin ne zaman söz alacağı, salonda kimlerin bulunacağı, kimlerin bulunamayacağı hepsi önceden belirlenmiştir. Bu nedenle duruşma salonunda düzenin tesisi için bu kurallara uymanız gerekir.
Kim Nerede Oturur?
Hâkim ve Cumhuriyet savcısı “Kürsüde” oturur. Normalde bir, heyet halindeki mahkemelerde ise üç hâkim kürsüde oturur. Hâkimin sağ tarafında Cumhuriyet savcısı durur. Hâkime göre sağ taraf davacının (iddia eden-şikâyetçi) sol taraf ise davalının (savunma yapan- sanık) yeridir. Diğer bir ifade ile yüzünüz hâkime dönükken sol tarafınız davacının, sağ tarafınız ise davalının yeridir.
Hâkimin önünde “mahkeme kâtibi” yer alır. Kâtip, duruşma esnasında gerçekleşen işlemleri hâkimin talimatlarıyla tutulan tutanağa geçirir.
Kim Nerede Konuşur?
Tanıklar kâtibin önünde yer alan kürsüden konuşurlar. Tutuklu olmayan sanıklar ve hukuk davalarında davalı ve davacı kendilerine ayrılan yerde durur ve buradan konuşurlar. Varsa tarafların avukatları yanlarında durur. Daha açık bir anlatımla herkes oturduğu yerde, ayağa kalkarak konuşur. Sadece tanık, salonda oturmadığı için kürsüye gelerek konuşur.

Kim Ne Zaman Konuşur?
Mahkeme bir usule göre yürür. Hâkim gerektiğinde size söz verecektir. Söz sırası size gelmeden veya başkası konuşurken araya girerek konuşmaya çalışmak yanlıştır. Mutlaka ifade etmek istediğiniz bir husus varsa, hâkimden izin alarak söylemeniz gerekir. Konuşurken ayağa kalkmanız mahkemeye duyduğunuz saygıyı ifade eder.

Tanık Nerede Oturur?
Tanık sıfatıyla dinlenilecek olan kişi içerde olup biten olaylardan etkilenmeden, gerçeği doğru biçimde anlatması amacıyla dinleneceği ana kadar salona alınmaz. Bu nedenle tanığın oturacağı bir yer bulunmamaktadır. Tanık ifade vereceği zaman, mübaşir seslenerek onu salona çağıracaktır. İfadesini veren tanık hâkim izin verdiğinde gidebilir.

Herkes Salona Girebilir mi?
Evet. Duruşmalar herkese açık olarak yapılır. Ancak, genel ahlakın veya kamu güvenliğinin gerektirdiği hallerde, örneğin çocuklarla ilgili olaylar, cinsel suçlar, vb. konulardaki duruşmalar kapalı olarak yapılabilir. Bu durum önceden belirtilir, salona izleyici alınmaz, içeridekilerin salonu terk etmesi istenir.

Salonda Nasıl Davranmalıyım?
Duruşma salonu hâkimin idaresi altındadır. Hâkim, salonda düzenin sağlanması için gerekli tedbirleri alabilir hatta salonun düzenini bozan kişiyi disiplin hapsi ile dahi cezalandırabilir. Salonda bulunduğunuz sırada, başta yargılanan kişiler olmak üzere herkes için çok önemli ve ciddi bir işin gerçekleşmekte olduğunu unutmayınız. Konuşmayınız, konuşmalar hakkında yorumda bulunmayınız, alkışlamak, yuhalamak gibi hareketlere kalkışmayınız. Salonda cep telefonunuzu kapalı tutunuz. İçeride fotoğraf ve video çekimi yapamayacağınızı unutmayınız.

Duruşma Salonunda Jüri Bulunur mu?
Hukuk sitemimizde örneğin ABD’de olduğu gibi duruşmalarda jüri olmaz. Yargılamaya jüriler katılmaz.

 

Kaynak:UYAP

Av.Fatmanur Toprak Saygıner / Kahramanmaraş Avukat

İcra Takibi Nedir?
Alacaklının borçludan alacağını almak için icra müdürlüğünde başlattığı işlemin hukuki adıdır.

İcra Takibi Nedir?
Alacaklının borçludan alacağını almak için icra müdürlüğünde başlattığı işlemin hukuki adıdır.

Haciz Nedir?
Aşağıda ayrıntıları açıklanacağı üzere borçlunun mal ve haklarına icra müdürlüğü aracılığı ile el konulması demektir. Halk arasında icra işlemlerinin tümünü kapsayacak şekilde kullanılmakta ise de haciz icra takibi işlemlerinin bir aşamasından ibarettir.

Eve İcradan Kâğıt Geldi!
İcra müdürlüğü tarafından gönderilen tebligatlar genellikle icra takibi üzerine düzenlenen ödeme veya icra emridir. Üzerini dikkatle okuyunuz. Süreli olduğunu unutmayınız. Bu konuda “adliyeden bir yazı geldi” başlıklı makaleden bakabilirsiniz.

Ödeme Emri / İcra Emri Farkı Nedir?
Her ikisi de ödemediğiniz bir borç bulunduğunu ve icra müdürlüğü aracılığı ile tahsil edileceğini bildiren belgelerdir.
İcra takibinin birden çok çeşidi vardır:
• İlamsız takip
• Kambiyo senetlerine özgü takip
• İlamlı takip
İlamsız takip ve kambiyo senetlerine özgü takip yolunda ödeme emri, ilamlı takipte icra emri gönderilir.

Ödeme Emri / İcra Emri Ne Bildirir?
İcra müdürlüğü tarafından düzenlenerek borçluya gönderilen bu belgelerde aşağıdaki bilgiler gösterilir:
• Alacaklının adı, adresi
• Borçlunun adı, adresi
• Borç miktarı
• İşleyecek faiz oranı
• Faiz başlangıç tarihi

Ödeme/İcra Emri Neden Gönderilir?
İcra müdürlüğü size bu belgeyi göndererek yasal haklarınızı kullanmanız için süre tanımış olur. Eğer borcunuz yoksa borç miktarı doğru değilse, önceden ödediğiniz borç tekrar isteniyorsa yasal haklarınızı kullanarak takibi durdurabilirsiniz.

İcra Emri veya Ödeme Emri Geldiğinde Ne Yapmalıyım ve Yasal Haklarım Nelerdir?
Ödeme/icra emri mal ve haklarınızın haczedilmesinden önceki son aşama olabilir. Bu belgeleri dikkatle okuyunuz. Alt kısımlarında yapmanız gerekenler ve yasal haklarınız yazılıdır. Bu haklarınızı kullanınız. Ödeme/ icra emrinde yazılı metin size zor ve karmaşık geliyorsa hukuki yardım almanız önerilir.

Mal Beyanı Nedir?
Borcu karşılayacak miktarda malvarlığınızı açıkça bildireceğiniz bir dilekçedir. Ayrıca açık adresinizi de bildirmeniz gerekir. Uyarı yazısında ayrıntısı ile belirtildiği üzere 10 gün içinde mal beyanında bulunmanız zorunludur.

Mal Beyanında Bulunmamanın Sonucu Nedir?
Takibe konu alacak miktarı asgari ücretin üzerinde ise mal beyanında bulunmamanız halinde alacaklı icra mahkemesine başvurarak mal beyanında bulununcaya kadar üç ayı geçmemek üzere hapsen tazyik edilmenizi isteme hakkına sahiptir.

İcra ve Ödeme Emri ile Birlikte Gönderilmesi Gereken Belge Var mıdır?
İcra emrinde yoktur. Kambiyo takibinde ödeme emri ile birlikte borç kaynağı belge de gönderilmelidir. İlamsız takipte ise borç belgeye dayalı ise gönderilmesi gerekir. Gönderilmediği takdirde 7 gün içerisinde icra mahkemesinden ödeme emrinin iptalini şikayet yoluyla talep edebilirsiniz.

İcra Mahkemesinin Görevleri Nelerdir?
İcra mahkemeleri, borçluların borca ve imzaya itirazları ile alacaklı ve borçlunun icra müdürlüğünün işlemlerine ilişkin şikayetlerini incelemekle görevli mahkemelerdir. İddialar yazılı delil ile kanıtlanır. Yazılı deliliniz yoksa genel mahkemeye başvurmanız tavsiye edilir.

Tebligat Elime Ulaşmamış veya Geç Ulaşmış ise Yapmam Gereken Nedir?
Bu halde tebligatın usulsüzlüğünün tespitini isteyebilir veya gecikmiş itirazda bulunabilirsiniz.

Takibe İtiraz Etmemenin Sonuçları Nelerdir?
İtiraz etmemeniz halinde, itiraz süresi sonunda hakkınızdaki icra takibi kesinleşir. Takip kesinleştikten sonra evinize hacze gelinebilir, bankada bulunan paralarınıza, gayrimenkullerinize ve üçüncü kişilerde bulunan hak ve alacaklarınıza haciz konulabilir.

Haciz İşlemi Nedir?
İcra memurunun gözetiminde alacağın tahsili için yetecek miktarda eşyanın tespit edilerek haciz tutanağına yazılmasıdır. Alacaklının talebi olursa eşyalarınız evinizden alınarak yediemin depolarına götürülebilir veya size yediemin olarak bırakılabilir. Haciz sırasında alacaklı veya vekili isterse hazır bulunabilir. Haciz işlemi sırasında icra memuru beyan ve taleplerinizi haciz zaptına yazmakla yükümlüdür. Haciz tutanağını dikkatle okuyunuz, okumadan imzalamayınız. Talepleriniz yazılmaz ise bu hususu yazarak zaptı imzalayabilir veya imzalamaktan çekinebilirsiniz.

Haciz İşlemine Karşı Şikâyet Hakkı Var mıdır?
Haciz işlemi memur işlemi olup kanuna aykırılık söz konusu ise icra mahkemesine şikâyet davası açabilirsiniz. Bu dava süreye tabi değildir.

Emekli Maaşları Haczedilebilir mi?
Emekli maaşları kural olarak haczedilemez. Takip kesinleştikten sonra borçlunun muvafakatı (onayı) halinde haczedilebilir. Emekli maaşlarında haczin kaldırılması süreye bağlı değildir ve icra müdürlüğünden talep edilir.

Meskenlerin Haczi Mümkün müdür?
Bir tane konutunuz varsa ve satılması halinde, satış değeri ile sosyal konumunuza uygun başka bir ev almanız mümkün değilse haczi mümkün değildir. Bu halde şikâyet 7 günlük süreye tabidir ve icra mahkemesine yapılır.

Haczedilen Eşya Borçluya Ait Değilse Ne Yapılmalıdır?
Haczedilen eşyanın borçluya ait olmaması halinde bu durum borçlu tarafından icra memuruna ifade edilir ve haciz tutanağına yazılır. Bu halde eşyanın sahibi olduğu bildirilen kişiye durum bildirilir. Üçüncü kişinin “istihkak davası” açma hakkı vardır. Karmaşık bir dava olup hukuki yardım alınması önerilir. Haksız bildirim yapılması halinde tazminat ödeme yükümlülüğünüz doğabilir.

Haczedilen Eşyaların Akıbeti Nedir?
Haczedilen eşyalar alacaklının talebi olursa yediemin depolarına götürülür. Daha sonra yasal prosedüre uygun olarak icra müdürlükleri tarafından satılır. Satış bedeli alacaklıya ödenir.

Haczedilen Eşyamı Geri Alabilir miyim?
İcra takibine neden olan borcunuzu ve icra masraflarını ödediğinizde haczedilen eşyanızı geri alabilirsiniz. Eşyanızın tutulduğu yediemin deposunun ücretini de sizin ödemeniz gerekir.

Takip Giderleri, Harçlar ve Satış Giderlerinden Kim Sorumludur?
Kural olarak borçlu sorumludur. Ancak takibi başlatan alacaklı önce masrafları öder ve daha sonra esas alacak ile birlikte borçludan tahsil eder.

Kaynak: UYAP

Av.Fatmanur Toprak Saygıner / Kahramanmaraş Avukat

 

 

Uzlaşma Nedir?
Uzlaşma, suçtan mağdur olan kişinin suç şüphelisi ile anlaşması sonucunda ceza yargılamasının sona ermesidir.

Uzlaşma Şikâyetten Vazgeçmeden Farklıdır!
Uzlaşma şikâyetten vazgeçmek değildir. Ancak uzlaşmadan önce şikâyetten vazgeçilir ise uzlaşmadan yararlanılamaz. Onun için “Şikâyetçi Değilim, Uzlaşmak İstiyorum” ifadesi yerine, eğer halen şikâyetçi ve fakat uzlaşmak istiyorsanız ”Şikâyetçiyim, Fakat Uzlaşmak İstiyorum” demelisiniz.

Her Suçta Uzlaşma Mümkün müdür?
Hayır. Uzlaşma ancak kanunda belirtilen suçlara ilişkin soruşturma ve kovuşturmalarda mümkündür. Bu suçlar şunlardır:
• Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olan suçlar (cinsel saldırı suçları ve etkin pişmanlık hükümleri olan suçlar hariç)
• Kasten yaralama suçu (üçüncü fıkrası hariç, TCK madde 86; madde 88),
• Taksirle yaralama (TCK madde 89),
• Konut dokunulmazlığının ihlali (TCK madde 116),
• Çocuğun kaçırılması ve alıkonulması (TCK madde 234),
• Ticari sır, bankacılık sırrı veya müşteri sırrı niteliğindeki bilgi veya belgelerin açıklanması (dördüncü fıkrası hariç, TCK madde 239),

Uzlaşma Nasıl Yapılır?
• Kolluk görevlileri, Cumhuriyet savcısı ya da hâkim, taraflara uzlaşmanın ne demek olduğunu ve sonuçlarını ayrıntılı bir şekilde anlatır.
• Taraflara uzlaşma isteyip istemedikleri sorulur.
• Taraflar, uzlaşmak isteyip istemediklerini 3 gün içerisinde bildirirler.
• Her iki taraf da uzlaşmak istediğini bildirirse bir uzlaştırmacı görevlendirilir.
• Uzlaşmada taraflar uzlaştırmacı önünde anlaşarak kendileri hakkındaki kararı yine kendileri verirler.
• Suç şüphelisinin ortaklaşa kararlaştırılan şeyi yapmasıyla uzlaşma süreci tamamlanır ve ceza yargılaması biter.

Uzlaşma Teklifini Uzlaşmayı Kabul Edersem Oyalanmış mı Olurum?
Mağdurlar uzlaşma sürecinin zaman kaybı olduğunu ve suç şüphelisi de zaman kazanacağını düşünebilir ancak bu doğru değildir. Uzlaşma hızlı bir süreçtir. Uzlaştırmacı 30 gün içinde süreci tamamlamakla yükümlüdür. Cumhuriyet savcısı gerek görürse bu süreyi 20 gün uzatabilir. Uzlaşma süresince zamanaşımı süresi işlemez.

Uzlaşmayı Kabul Edersem Aldatılabilir miyim?
Hayır. Uzlaşma, Cumhuriyet savcısının kontrolü altındaki bir süreçtir. Serbest iradenizle karşı tarafın teklifini kabul etmezseniz süreç sona erer. Uzlaşma sonucunda varılan anlaşma yerine getirilmeden soruşturma dosyası kapatılmaz. Eğer karşı taraf vaadini yerine getirmezse uzlaşma yapılmamış sayılır.

Uzlaşma Teklifini Kabul Edersem Ne Olur?
Uzlaşma süreci başlamış olur. Bir uzlaştırmacı aracılığı ile devam eden bu süreçte taraflar ile görüşülür ve suçtan zarar gören kişinin maddi veya manevi zararlarının nasıl giderileceği konusunda taraflar müzakere ederler. Bu müzakereler gizli olur ve şüpheli aleyhine delil olarak kullanılamaz. Ayrıca uzlaşma teklifini kabul etmek suçu kabul etmek anlamına gelmez.

Uzlaştırmacı Kimdir?
Uzlaşma sürecini yürüten kişidir. Cumhuriyet savcısı bu işi bizzat yapabileceği gibi hukuk eğitimi almış bir kişiyi de uzlaştırmacı olarak görevlendirebilir. Taraflar anlaşarak kendilerinin seçtiği bir avukatın veya hukuk eğitimi almış bir diğer kişinin uzlaştırmacı olarak görevlendirilmesini isteyebilirler.

Uzlaştırmacıya Ücret Ödeyecek miyim?
Uzlaştırmacının çalışmasına karşılık olarak taraflardan ücret talep edilmez. Taraflar arası uzlaşma sağlanır ise ücret Devlet tarafından ödenir. Uzlaşma sağlanamazsa yargılama gideri olarak mahkûmiyet halinde sanıktan alınır.

Ne Üzerine Uzlaşabiliriz?
Uzlaşma taraflara bırakılmış bir süreç olduğundan taraflar maddi veya manevi herhangi bir konu üzerinde anlaşmak konusunda serbesttirler.
• Fiilden kaynaklanan maddî veya manevî zararın tazmin edilmesi veya eski hâle getirilmesi,
• Bir kuruma veya yardıma muhtaç kişi ya da kişilere bağış yapılması,
• Kamu yararına hizmet veren özel bir kuruluşta geçici süreyle çalışılması,
• Topluma faydalı birey olmasını sağlayacak bir programa katılması,
• Mağdurdan özür dilenmesi gibi hukuka aykırı olmamak koşulu ile suç şüphelisinden her şeyi isteyebilirler.

Uzlaştık, Şimdi Ne Olacak?
Uzlaştığınız takdirde anlaştığınız şeyi yerine getirmekle yükümlüsünüz.
Bu yükümlülüğü yerine getirdiğiniz takdirde; • Mağdurun mağduriyeti daha hızlı bir şekilde giderilmiş olur.
• Şüpheli hakkında dava açılmaz.
• Dava açılmışsa düşer.
• Ceza alma ve sabıkalı olma ihtimali ortadan kalkar.

Kaynak:UYAP

Av.Fatmanur Toprak Saygıner / Kahramanmaraş Avukat

İdari Dava Nedir?
Devlet kurumları tarafından yapılan işlere karşı dava açılması demektir. Bu yolla açılan davalarda idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğu denetlenir, yerindeliği denetlenmez.

İdari Dava Hangi Mahkemede Açılır?
İdari davalar idare mahkemesinde, vergi mahkemesinde veya Danıştay’da açılır.

İdari Dava Nerede Açılır?
Dava konusu olan idari işlemin yapıldığı yerdeki mahkemede açılır (Özel kanunlarla yetki verilen durumlarda farklılıklar olabilir).

Dava Dilekçeleri Nereye Verilir?
Bulunduğunuz yerde idare ve vergi mahkemesi varsa doğrudan mahkemeye giderek elden teslim etmelisiniz. Dava harcı ve posta gideri alınacağını hesap ederek hazırlıklı gidiniz. Önceden mahkemeye başvurup harç ve posta giderinin ne kadar tutacağını öğrenmeniz yararlı olacaktır.

Bulunduğum Yerde İdare/Vergi Mahkemesi Yoksa Ne Yapmalıyım?
Dilekçenizi asliye hukuk hâkimliğine verebilirsiniz. Açacağınız dava Danıştay’ın yetki alanına giriyor ise, dilekçenizi varsa idare ve vergi mahkemesi başkanlıklarına, yoksa asliye hukuk hâkimliklerine verebilirsiniz.

Yurtdışındayım; Dilekçe Vermek İçin Türkiye’ye Gelmek Zorunda mıyım?
Hayır. Türk konsolosluklarına dilekçenizi verebilirsiniz.

İdari Dava Hangi İşlere Karşı Açılır?
İdarenin hukuka aykırı olarak gerçekleştirdiği iş ve işlemlerin iptali ve uğranılan zararın tazmini için açılır. Dava açılması için ilgili işin idare (bir kamu kurumu) tarafından yapılmış olması gerekir. Ayrıca bu işlemin kesin olarak tamamlanmış olması gerekir. Eğer idari işlem devam ediyorsa, başka bir makamın onayına ihtiyaç varsa, veya verilen karara karşı başvuru yaparak kararın değiştirilmesini talep etmek imkanı varsa o işlem kesin olarak tamamlanmamış demektir. Önce idari yolların tamamının bitirilmesi gerekir. İdari eylemlerden hakkınız ihlal edilmiş ise idari dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendiğiniz tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarınızın yerine getirilmesini istemeniz gerekir.

İdari Dava Hangi Sürede Açılır?
İdare tarafından size yazılı bildirim (tebligat) yapılmasını takiben vergi mahkemelerinde 30, idare mahkemelerinde veya Danıştayda 60 gün içerisinde dava açmanız gerekir. Bu süreler dışında özel kanunlarda düzenlenen dava açma süreleri de vardır.

Bana Tebligat Yapılmadı, Ne Olacak?
Eğer idareye başvurduğunuz halde size 60 gün içinde cevap verilmez ise talebiniz reddedilmiş gibi hareket etmeniz gerekir. Dava açma süreniz idareye başvurunuzun üzerinden 60 gün geçtikten sonra işlemeye başlayacaktır.

Talebime Net Bir Cevap Alamadım, Ne Olacak?
İdare, yaptığınız başvuruya 60 gün içerisinde cevap verdiği halde cevabın kabul veya red anlamını taşıyacak açıklıkta olmadığı hallerde, doğrudan dava açabilir veya idarenin işlemi tamamlaması için bekleyebilirsiniz. Bekleme süresi 6 ayı geçemez. 6 aylık süre tamamlandıktan sonra 60 gün içinde dava açmazsanız dava açma hakkınızı kaybedersiniz.

Tebligat Elime Geçmedi, Ne Olacak?
Adresiniz bulunamadığı için ilan yoluyla tebligat İdari Davaların yapılmış olabilir. Son ilan tarihinden sonra 15 gün içerisinde dava açmanız gerekir. İlanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresi ilan tarihini izleyen günden itibaren başlar. Bu durumun aleyhinizde sonuçlar doğurmasını önlemek için adres bilgilerinizi mutlaka nüfus müdürlüklerine bildiriniz.

Tamamlanmamış Bir İşlem Aleyhine Dava Açarsanız Ne Olur?
İdari eylemlerden dolayı hakları ihlal edilen kişilerin dava açmadan önce ilgili idareye başvurmaları ve idareden ön karar almaları gerekir. Aksi halde mahkeme tarafından dava dilekçesinin ilgili mercie tevdiine karar verilir.

Dava Dilekçenizde Bulunması Gerekenler Nelerdir?
İdari yargı mercilerine verilecek dava dilekçesinde aşağıdaki hususlar bulunmalıdır. Aksi halde dava dilekçenizin reddine karar verilebilir.
1. Adınız soyadınız, T.C. kimlik numaranız, açık adresiniz
2. Karşı tarafın adı, adresi
3. Mümkün olduğunca açık ve öz şekilde yazılmak kaydıyla;
a. Davanızın konusu
b. Davayı açma nedeniniz
c. Talebiniz (dava sonucu elde etmek istediğiniz sonuç)
d. Yasal dayanaklarınız
e. Delilleriniz:
i. Dilekçeniz arkasına delil listesi ekleyerek tüm delillerinizi sıra ile yazınız
ii. Elinizde olan delilleri dilekçeniz ekinde sıra numarası vererek sununuz
iii. Elinizde olmayan delillerin nereden temin edileceğini açık şekilde yazınız
f Dava konusu işlemin tarafınıza yazılı bildirim tarihi
g. Vergi davalarında davanın ilgili bulunduğu verginin veya vergi cezasının türü ve yılı tebliğ edilen ihbarnamenin tarihi ve numarası ve varsa mükellef hesap numarası
h. Varsa dava konusu ile ilgili içtihatlar (önceki kesinleşmiş mahkeme kararlarından örnekler)

Dilekçe Nasıl Hazırlanmalıdır?
Dilekçeniz davada en önemli aracınızdır. Gereğinden uzun yazılması, gereksiz ayrıntılara boğulması, çok eski ve davayla ilgisiz geçmişten başlayarak olayın anlatılması davanıza zarar verebilir. Aynı şekilde gereğinden kısa yazılmış, önemli hukuki noktaları atlanmış bir dilekçe de davanıza zarar verebilir. Bu nedenle dilekçenizin özenle hazırlanmasını sağlamak sizin sorumluluğunuzdur. Dilekçe karşı tarafın sayısından bir fazla olacak şekilde düzenlenir ve verilir. Bir avukatın/hukukçunun yardımını almanız yararlı olacaktır.

Avukat Tutmak Zorunlu mudur?
Avukat tutmak zorunlu değildir. Herkes kendisini ilgilendiren konularda dava açmak hakkına sahiptir. Ancak dava açmanın ciddi sonuçlar doğurabileceğini göz önünde tutmanız gerekir. 

Dava Nasıl Açılır?
Yukarıda maddeler halinde sayılan hususları içeren dilekçenizle ilgili mahkemeye başvurunuz. Mahkeme görevlileri yatırmanız gereken harç tutarını ve vermeniz gereken posta giderini hesaplayarak size bildireceklerdir. Harcı yatırdığınıza dair makbuzu ve gereken tutarda posta pulunu dilekçeniz ile birlikte teslim ettiğinizde davanız açılmıştır. Size teslim edilecek belgede davanızın görüleceği mahkeme (Örneğin; Kahramanmaraş 2. İdare Mahkemesi) ve davanıza ait “esas numarası” bulunacaktır. Esas numarası davanın açıldığı yıl ve dosyanın o yıl içinde açılan kaçıncı dava olduğunu gösteren iki bölümden oluşmaktadır (Örneğin; 2009/198). Bu aşamadan sonra yapacağınız tüm işlemleri o mahkeme ile ve belirtilen “esas numarası” ile yapmanız gerekir. (Örneğin; Kahramanmaraş 2. İdare Mahkemesi Esas No:2009/198)

Adresim Değişirse Ne Olur?
Mahkeme sizinle posta aracılığı ile iletişim kuracaktır. Bu nedenle adresiniz değiştiğinde vakit kaybetmeksizin yeni adresinizi bir dilekçe ile mahkemeye vermeniz gerekir. Adresinizde bulunamadığınız takdirde mahkemenin olası taleplerinden haberdar olamayacağınız için bu talepleri yerine getirmeniz mümkün olmayacaktır. Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması halinde, adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresinize, bilinen en son adres olarak tebligat yapılır. Bu adreste hiç oturmamış olsanız veya adresten ayrılmış olsanız bile, tebliğ memuru tebliğ edilecek evrakı, o yerin muhtarı veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza karşılığında teslim eder. Ayrıca teslim edilen yerin adresini ihbarnameye yazarak, bu ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırır. Kapıya yapıştırma tarihi tebliğ tarihi sayılır.

Dava Açtığımda İlgili İşlem Kendiliğinden Durur mu?
Bir hakkınızın ihlal edildiğini düşünerek idare mahkemesine dava açtığınızda idarenin o işlemi durmaz. Bunu mahkemeden ayrıca talep etmeniz gerekir. Mahkeme idarenin o işleminin hukuka açıkça aykırı olduğunu ve telafi edilmesi imkânsız zararlar doğuracağını tespit ederse bu sonuçların doğmasını önleyecek bir tedbir olarak “yürütmenin durdurulması” yoluna gider.

“Yürütmenin Durdurulması” Ne Demektir?
İdarenin dava konusu ettiğiniz işleminin dava sonuçlanıncaya kadar dondurulması anlamına gelir. Örneğin; evinizin yıkılmasına karar verilmişse ve siz bu kararın hukuka aykırı olduğunu düşünüyorsanız idare mahkemesine başvurarak evinizin yıkılmasına dair kararın iptal edilmesini talep edebilirsiniz. Ancak dava sonuçlanıncaya kadar eviniz çoktan yıkılmış olacağı için davayı kazansanız bile adalet yerine gelmiş olmayacaktır. Bu gibi durumlarda dava açarken “yürütmenin durdurulmasını” talep etmeniz gerekir. Dilekçenizin konu kısmına ve talep kısmına mutlaka “yürütmenin durdurulması taleplidir” ibaresini koymanız gerekir.

Kaynak:UYAP

Av.Fatmanur Toprak Saygıner / Kahramanmaraş Avukat

Sulh Olmak Ne Demektir?
Davanın taraflarının aralarında anlaşarak yargılamanın bitmesini sağlaması demektir.

Neden Sulh Olayım?
Dava açmak uzun sürebilecek ve belirli masraflara katlanmayı gerektiren bir süreçtir. Sulh size dava sonunda elde edeceğiniz sonucu; bu uzun ve masraflı yolu geçmeden almanızı sağlayan bir araçtır.

Sulh Olmak İstersem Davada Haksız Olduğumu Kabul Etmiş Olmaz mıyım?
Hayır. Sulh olma çabası, sizin haksız olduğunuzu göstermez. Mahkeme önündeki olayı en kısa yoldan çözmek istediğinizi gösterir. Daha da önemlisi, sulh görüşmeleri sırasında kabul ettiğiniz konular mahkeme önünde geçerli değildir. Yani, sulh pazarlığında kabul etseniz dahi, sulh olamazsanız bu kabul mahkeme önünde muteber değildir.

Davalar Uzun Sürer mi?
Adalet Bakanlığı Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü verilerine göre 2000 yılında bir hukuk davasının karara bağlanması ortalama 209 gün almıştır. Bu süre mahkemelere göre değişiklik göstermektedir. Örneğin Fikri Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinde bir dava ortalama 514 günde, Asliye Ticaret Mahkemesinde 455 günde, İş Mahkemesinde 466 günde tamamlanmakta iken Aile Mahkemesinde 165 günde, Sulh Hukuk Mahkemesinde 109 günde karara bağlanmaktadır.

Dava Açmak Masraflı mıdır?
Davanın türüne göre değişiklik göstermekle birlikte dava açmanın masraflı bir iş olabileceğini belirtmek gerekir. Asliye Hukuk Mahkemesinde 10.000 TL değerinde bir dava açtığınızı ve kaybettiğinizi düşünelim. Karşı tarafın avukatı olduğunu ve dosyanın bilirkişi incelemesinden geçtiğini varsaydığımızda; davayı kaybettiğinizde katlanacağınız masraf 2.000 TL’nin üzerinde olacaktır.

Davayı Açmak Kolay; Gerisi Zor!
Unutmayın ki, dava açmak kolay ama masraflıdır. Ayrıca dava uzun bir süreçtir. Üstelik dava bittiğinde kazansanız bile alacağınızı karşı taraftan almanız da ayrı bir süreçtir.

Sulh Olursam Karşı Taraf Cayar mı?
Unutmayınız ki sulh olduğunuz zaman bir adi sözleşme yapmıyorsunuz. Mahkeme önünde ve mahkemenin onayıyla bir anlaşma yapıyorsunuz. Mahkeme sulh olduğunuzu tespit ederek yargılamayı bitirdiğinde vardığınız anlaşma ilam niteliğinde yani bir mahkeme kararı ile aynı niteliğe sahip olacaktır. Sulh olduğunuzda mahkeme kararında “sulh oldukları için dava bitmiştir” yazmaz, vardığınız sulh anlaşmasına göre taraflara düşen ödevler de belirtilir. Bu sayede sulh anlaşmanızdaki ödevler yerine getirilmediğinde mahkeme kararı gibi icraya konulabilir.

Sulh Olun; Sonuca Kolay Ulaşın!
Dünya çapında yapılan istatistikler tarafların anlaşarak davayı bitirmeleri halinde üstlerine düşen yükümlülükleri yerine getirme ihtimallerinin dava sürecine göre çok daha yüksek olduğunu göstermektedir.

Dava Açmadan Sulh Olabilir miyim?
Evet, Avukatlık Kanunu 35/A maddesi avukatlara bu yetkiyi tanımıştır. Avukatınız aracılığı ile sulh olduğunuzda hiç mahkemeye gitmeden ve dolayısıyla hiçbir harç-dava masrafı ödemeden dava konusu uyuşmazlığı ilam niteliğinde bir belge ile (mahkeme kararı gibi icraya konulabilecek bir belge ile) sonuçlandırabilirsiniz.

Sulh Olduğumda Maddi Avantajım Nedir?
Ödeyeceğiniz mahkeme harçları azalacaktır. Mahkemenin ilk aşamasında sulh olursanız (ilk celse yapılana kadar) dava bittiğinde ödeyeceğiniz harçların sadece üçte birini ödersiniz.
İlk duruşma yapıldıktan sonra sulh olursanız üçte ikisini ödersiniz.
• İlk duruşmadan önce sulh olursanız karşı tarafa ödeyeceğiniz avukatlık ücreti yarı yarıya düşer.
• Dava boyunca yapmak zorunda kalacağınız tüm masraflardan (posta gideri, bilirkişi, keşif vb. masraflar, yol giderleriniz gibi) ve mahkeme nedeniyle diğer işlerinizden kısıp adliyeye ayırmak zorunda kalacağınız zamandan da tasarruf etmiş olursunuz.
• Mahkeme kararını icraya koymak zorunda kalmayacağınız için bu masraflardan da kurtulmuş olursunuz.

Tüm Davalar Sulh Kapsamında mıdır?
Hayır. Sulh ancak tarafların serbest iradeleriyle karar verebilecekleri konularda mümkündür. Daha açık bir ifadeyle; taraflar dava açmak yerine o konuda bir sözleşme yapabiliyorlarsa davayı da sulh yoluyla bitirebilirler. Tarafların sözleşme konusu yapamayacakları konularda örneğin ceza davalarında, nüfus kaydına ilişkin davalarda veya çocukların velayetine ilişkin davalarda sulh mümkün değildir. Ancak hukuk davalarında özellikle Aile Hukukuna ilişkin konularda mahkeme tarafların vardıkları anlaşmaları dikkate almaktadır. Böylece yargılama daha kısa sürmekte ve daha az masraflı olmaktadır.

Kaynak:UYAP

Avukat Fatmanur Toprak Saygıner / Kahramanmaraş Avukat

Sanık Kimdir? Şüpheli Kimdir?
Bir suç işlediği şüphesiyle Cumhuriyet Savcılığı ve onun emri altında kolluk güçleri (polis, jandarma) tarafından soruşturulan kişiye şüpheli denir. Eğer bu kişi hakkında ceza davası açılır ise bu aşamadan itibaren artık şüpheli sanık olarak adlandırılır.

Bir Suç Şüphelisi Olduğum Bildirildi. Karakola, Cumhuriyet Savcılığına Çağrıldım. Ne Yapmalıyım?
Öncelikle sakin olunuz. Bir hukuk devletinde yaşadığınızı ve insan haklarının anayasal güvence altında olduğunu unutmayınız. Ailenize veya yakınlarınıza haber verdikten sonra ilgili kolluk birimine veya Cumhuriyet Savcılığına gidiniz. Hukuki danışmanlık almanızda veya avukatınızla birlikte gitmenizde yarar bulunmaktadır.

İfadem Alınıyor, Ne Olacak?
Şüpheli sıfatıyla ifadeniz alınıyorsa ciddi bir durumda olduğunuzu ve özgürlüğünüzden mahrum olmanızla sonuçlanabilecek bir sürecin başladığını unutmayınız. Etrafınızdaki kişiler, hatta bazen memurlar dahi sizi sakinleştirmek için “önemli değil”, “bundan bir şey çıkmaz”, “Savcı seni hemen bırakır” gibi sakinleştirmek amaçlı cümleler kurabilirler. Bunların nezaket amacıyla söylenmiş temenniler olduğunu unutmayınız. İçinde bulunduğunuz süreçte söylediğiniz ve yaptığınız her şey geri dönülemez sonuçlar doğurabilir. Size tanınan hakları kullanmanız Anayasa güvencesi altındadır. Haklarınızı kullanmaktan çekinmeyiniz. Örneğin; bu kapsamda avukat talep edebilir, bazı delillerin toplanmasını isteyebilirsiniz.

Cumhuriyet Savcısı veya Mahkemenin Davetine Uymak Zorunda mıyım?
Sanık/Şüpheli olarak Cumhuriyet Savcısı veya Mahkeme tarafından çağrılmanız durumunda bu davete uymaz ve haklı bir mazeret gösteremezseniz, savcı veya Mahkeme sizin zorla getirilmenize karar verebilir ya da hakkınızda yakalama kararı çıkartabilir.

Gözaltına Almak Ne Demektir?
Suç işlediği şüphesi olan kişinin Cumhuriyet savcısının gözetim ve denetimi altında hareket eden kolluk kuvvetleri (polis, jandarma) tarafından Cumhuriyet savcısının emri ile sorgulanmak üzere alıkonulmasıdır. Gözaltına alınan kişi, serbest bırakılmaz ise yakalama anından itibaren yirmidört saat içerisinde hâkim önüne çıkarılmalıdır. Yakalanan kişinin yakalama yerine en yakın hâkim veya mahkemeye gönderilmesi için gereken yol süresi yirmidört saatlik süreye dâhil değildir. Yol süresi on iki saati geçemez. Toplu olarak işlenen suçlarda, delillerin toplanmasındaki güçlük veya şüpheli sayısının çokluğu nedeniyle; Cumhuriyet savcısı gözaltı süresinin, her defasında bir günü geçmemek üzere, üç gün süreyle uzatılmasına yazılı olarak emir verebilir.

Konuşmak Zorunda mıyım?
Hayır. Susma hakkınızı kullanabilirsiniz; ancak kimliğinizle ilgili soruları doğru olarak cevaplamak zorundasınız. Aksi halde cezai yaptırım ve tedbirlerle karşılaşabilirsiniz.

Yalan Söylersem Ne Olur?
İfade verirken doğruları olduğu gibi söylemek sizin yararınızadır. Ancak sizi kimse buna zorlayamaz. Yalan tanıklık suçtur fakat sanığın yalan söylemesi hali suç olarak belirlenmemiştir. Ancak ceza yargılamasının vicdani kanaate dayalı olduğunu ve takdiri indirim nedenlerini uygulayıp uygulamamak konusunun hâkime bırakıldığını; yalan söylediğinizin anlaşılması halinde bu bakımlardan zora girebileceğinizi unutmamanız gerekir.

İfademi Değiştirebilir miyim?
Konuşmama hakkınız olduğu gibi önceki söylediklerinizi değiştirme hakkınız da bulunmaktadır. Ancak sık sık değiştirilen ifadenin iddia makamı veya mahkeme tarafından doğruyu söylememenin ve olayı saptırmaya çalışmanın işareti olarak kabul edilebileceğini unutmayınız.

Olayı Farklı Anlatsam Az Ceza Alır mıyım?
Bazı kişiler size olayları farklı anlatmanızı telkin edebilir. Bazen bu telkinlere uyarak olayları farklı anlattığı için alması gerekenden daha yüksek cezaya çarptırılan kişiler olmaktadır. Örneğin; uyuşturucu kullanmak suçundan sanık olan kişi kendisini kurtarmak adına olayı farklı anlattığı için uyuşturucu satıcısı konumuna girip, yüksek ceza alabilmektedir. Bu nedenle hukuki sürece ve sonuçlarına hâkim değilseniz bu tür yollara başvurmanın yarardan çok zarar getireceğini akılda tutunuz.

Avukat Tutmak Şart mıdır?
Ceza yargılaması çok ciddi birtakım sonuçlar doğurabilir, cezaevine girip, özgürlüğünüzden mahrum kalabilirsiniz. Bu nedenle avukatınızın bulunmasında büyük yarar vardır.

Tutuklama Nedir?
Suç işlediği yönünde kuvvetli şüphe altında olan bir kişinin bu şüphenin yanı sıra; kaçma, saklanma, delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme, tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı girişiminde bulunma eylemlerinden birisi bakımından da kuvvetli şüphe altında bulunması halinde, ceza yargılamasının sağlıklı devam etmesini temin amacıyla tedbir olarak kişi özgürlüğünden alıkonabilir. Tutuklama bir ceza değil, bir tedbirdir. Tutuklamayı gerektiren koşullar ortadan kalktığı anda kişi bırakılmalıdır. Kişinin tutuklu yargılanması dava sonunda mutlaka ceza alacağını göstermediği gibi, tutuksuz yargılanıyor olması da dava sonunda ceza almayacağı anlamına gelmez.

Tutuksuz Yargılanıyorum, Cezaevine Girmem!
Bu bilgi de tümüyle yanlıştır. Tutuksuz yargılandığı halde, ceza alıp cezaevine giren kişi sayısı çok fazladır. Tutuksuz yargılanmanız, hapis cezası almayacağınız anlamına gelmez. Tutuklu olmasanız dahi davayı ciddiye almalı, davada hazır bulunmalı ve mahkeme tarafından talep edilenleri en kısa sürede yerine getirmelisiniz.

Serbest Bırakmak Ne Demek?
Ceza yargılamasında kural olarak yargılama tutuksuz yapılır. Ancak yukarıda sayılan istisnai durumlarda ve zorunlu ise tutuklama tedbirine başvurulur. Kişilerin tutuksuz yargılanmak üzere bırakılması, yazılı ve görsel basında çoğu zaman “serbest bırakıldı” başlığı altında o kişinin ceza almayacağı veya beraat ettiği izlenimini verecek şekilde sunulmaktadır. Bu bir hatadır. Kişi tutuksuz yargılansa bile ceza davasının sanığıdır ve yaptırım tehdidi altındadır. Suçu sabit görülürse cezalandırılmasına karar verilir.

Savcı Beni Bıraktı, Beraat Etmiş mi Oldum?
Cumhuriyet savcısı her olayı tutuklama gerektirecek ciddiyette görmez. Bazı olaylar ise ciddi oldukları halde yasanın emrettiği tutuklama sebepleri mevcut değildir. Cumhuriyet savcısının sizi tutuklamaya sevk etmemesi dosyanın kapandığını göstermez. Hakkınızda takipsizlik (kovuşturmaya yer olmadığına dair karar) kararı verilmedikçe şüpheli konumunuz devam eder. Açılacak ceza davasında sanık olarak yargılanıp ceza almanız mümkündür.

Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar Ne Demektir?
Cumhuriyet savcısı önüne gelen her olayda dava açmakla yükümlü bir memur değildir. Olayları hukuk bilgisi ile tartar, ortada bir suç olup olmadığını ve suç varsa failini tespit etmeye yetecek delil olup olmadığını değerlendirir ve dava açıp açmamaya karar verir. Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar, Cumhuriyet savcısının ilgili olay hakkında dava açmamaya karar verdiğini gösterir. Bu karara itiraz etmek mümkündür. Yani mağdur veya suçtan zarar görenler Cumhuriyet savcısının kararının kaldırılıp, ilgili hakkında dava açılmasına karar verilmesi sağlamak için en yakın Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığına başvurabilirler. Ağır ceza mahkemesinin itiraz hakkında verdiği karar kesindir. Bu karar hakkında herhangi bir başka makama başvuru yapmak mümkün değildir.

Dava Açıldı, Şimdi Ne Olacak?
Hakkınızda ceza davası açıldıysa sanık sıfatı ile yargılanırsınız. Cumhuriyet savcısı tarafından yazılan iddianame, üzerinize atılı suçu ve sizin bu suçu işlediğinize dair delilleri içerir. Bu delillerin aksini gösteren tüm olguları mahkemeye sunabilirsiniz. Kamu makamları elindeki belgelerin getirilmesini talep edebilirsiniz. Tanıklarınızı bildirip dinlenilmelerini talep edebilirsiniz. Aleyhinize tanıklık yapan kişilere sorulması için mahkemeye soru yöneltebilirsiniz. Olayların nasıl olduğunu bildiren ifadeniz mahkeme önündeki en önemli araçlarınızdan birisidir. Ceza yargılaması hâkimin vicdani kanaatine dayandığı için sözlü olarak yapacağınız savunmalarınız önemlidir. Ancak mahkemeye bildireceğiniz her şeyi yazılı olarak da verebilirsiniz. Mahkeme önünde bulunmanız çok önemlidir. Avukatınız varsa ve her celseye katılmak sizin için zor olacaksa mahkemeden “duruşmadan bağışık tutulmak” için izin alarak duruşmalara katılmayabilirsiniz.

Dava Bitti!
Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmediği hallerde, dava hüküm verilmesi ile biter. Hüküm yargılamanın sona erdiğini ifade eder.
Mahkeme tarafından verilebilecek hükümler şunlardır:
• beraat,
• ceza verilmesine yer olmadığı,
• mahkûmiyet,
• güvenlik tedbirine hükmedilmesi,
• davanın reddi ve
• davanın düşmesi Hakkınızda verilen hüküm aleyhinize ise, temyiz yoluna başvurabilirsiniz.

Mahkûm Oldum, Şimdi Ne Olacak?
Hakkınızda hapis cezasına ilişkin bir mahkûmiyet kararı verildiyse, kararda belirlenen süreyi bir ceza infaz kurumunda tamamlamanız gerekir. Üç yıl veya daha az süreli hapis cezasına mahkûm olduysanız, cezanız kesinleştiğinde size çağrı kâğıdı adı verilen bir belge gönderilecektir. Çağrı kâğıdını aldıktan sonra on gün içinde cezanızı çekmek üzere Cumhuriyet Başsavcılığına başvurmanız gerekir. Üç yıldan fazla süreli hapis cezası almanız halinde ise hakkınızda doğrudan yakalama kararı çıkartılır.

Hükmün Açıklanmasının Ertelenmesi Ne Demektir?
Sanığa verilen ceza, iki yıl veya daha az süreli hapis veya adlî para cezası ise; mahkeme hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. Bu karar itiraza tabidir. Şayet sanık beş yıllık süre içinde kasten yeni bir suç işlemediği takdirde, açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak, davanın düşmesi kararı verilir. Aksi takdirde mahkeme mahkumiyet hükmünü açıklar.

Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kararı Hangi Durumlarda Verilebilir?
Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için;
• Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması,
• Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği kanaatine varılması,
• Mağdurun veya kamunun uğradığı zararın tamamen giderilmesi gerekir.

Kaynak:UYAP

Fatmanur Toprak Saygıner / Kahramanmaraş Avukat

Suç Mağduruyum; Ceza Davası Açacağım!
Ceza mahkemelerinde dava açmak yetkisi Cumhuriyet savcılarına aittir. Bir suç mağduru iseniz Cumhuriyet savcısına yapacağınız şikâyet üzerine savcı gerekli araştırmayı yapacak ve gerek görürse kamu adına ceza davası açacaktır.

Neler Savcılığa Şikâyet Edilmez?
Cumhuriyet Savcılıklarına şikâyet mutlaka suç ile ilgili olmalıdır. Kiranın ödenmemesi, boşanma, alacağın ödenememesi gibi hukuki konular savcılığın görev alanına girmez. Bunlar için dilekçe ile Hukuk Mahkemelerine başvurmamız gerekir. Bu konuda bir avukata başvurmanız yararlı olacaktır.

Şikâyet Nasıl Yapılır?
Şikâyet, Cumhuriyet Savcılığına veya kolluk makamlarına (polis, jandarma) giderek maruz kaldığınız suçu ve biliyorsanız faillerini ve cezalandırılmaları talebinizi bildirmeniz demektir. Olayları kısaca anlatan bir dilekçe götürmenizde yarar vardır ancak zorunlu değildir.

Şikâyetim Gerçek Değilse Ne Olur?
Şikayet ettiğiniz olayın gerçekten vuku bulmuş olması veya şikayet ettiğiniz kişinin gerçekten o suçun şüphelisi olması, en azından sizin bu şekilde düşünmenizin makul gerekçeleri bulunması gerekir. Kasıtlı olarak, olmamış bir olay hakkında şikayette bulunursanız “suç uydurma”; suç işlemediğini bildiğiniz bir kişi hakkında şikayette bulunursanız “iftira” suçları nedeniyle hakkınızda soruşturma başlatılabilir.

Ne Yapmam Gerekir?
Hukuk davaları tarafların iradeleri ile açılır ve devam eder. Oysa ceza davaları kamu adına yapılan bir taleple başlar ve Cumhuriyet savcısı davanın kamu adına tarafıdır. Bu nedenle usul işlemleri hukuk mahkemelerine göre daha basittir. Yetkili makamlara işlenen suçu bildirmeniz yeterlidir. Hukuk mahkemesinde olduğu gibi usul nedeniyle hak kaybına uğramanız söz konusu değildir.

Ben Yargı Sürecine Katılabilir miyim?
Ceza davasında yargılama kamu adına yapılır. Ancak devlet maruz kaldığınız suç nedeniyle size Cumhuriyet savcısının yanında belirli oranda yargılama sürecine katılma hakkı vermiştir. Şikâyetçi olmanız veya davaya katılmanız halinde yargı süreci boyunca çeşitli işlemlere dâhil olabilirsiniz.

Mağdur ve Şikâyetçi Arasında Ne Fark Var?
Mağdur bir suç işlenmesiyle hakları ihlal olan kişidir. Suçtan mağdur olan kişilerin devletten ilgili kişinin cezalandırılmasını talep etmelerine “şikâyet” denir. Her mağdur şikâyetçi olmayabilir. Bu nedenle böyle bir ayrım yapılmıştır.

Şikâyetçi Olmazsam Ne Olur?
Bazı hafif suçların kamu tarafından cezalandırılması mağdurun şikâyetine bağlanmıştır. Daha ağır suçlarda ise şikâyete gerek yoktur. Mağdur şikâyetçi olmasa dahi suçu işleyen kişi cezalandırılır. Ancak şikayetçi olmayan mağdur bazı medeni haklardan yararlanamaz.

Şikâyetle İhbar Aynı Şey midir?
Bir suç işlendiğinde kamu düzeni de yara alır. Bu nedenle kamu Cumhuriyet Savcılığına suçları takip etmek görevi yüklemiştir. Bir suçtan haberdar olan herkes bunu kolluk güçlerine veya Cumhuriyet Savcılığına bildirebilir. Şikâyet mağdur veya suçtan zarar gören kişilere tanınmış bir hak iken ihbar herkes tarafından yapılabilir. Şikâyetçi davaya katılma hakkına sahiptir, ihbar edenin böyle bir hakkı yoktur.

Peki, Davaya Katılmak Ne Demek?
Kamu davası açıldığında, şikâyetçi davaya katılarak dava boyunca yapılacak usuli işlemlerin tarafı olabilir. Davaya katılmak bir usul işlemidir, katılma isteğini mahkemeye beyan etmekle yapılır. Mahkeme katılma talebini uygun bulursa katılan mahkemenin yaptığı işlemlerde taraf olur. Örneğin tanık gösterebilir, dinlenilen tanığa mahkeme aracılığı ile soru yöneltebilir, kararın aleyhine temyiz yoluna gidebilir. Katılma; fiilen davaya girmek, her celse orada olmak anlamına gelmez. Mahkeme usulü açısından davaya taraf olmak demektir.

Avukat Gerekli mi?
Mağdur veya suçtan zarar gören kişiler adına kamu görevlileri gerekli işlemleri yapacaktır. Ancak bunlar çocuk, sağır, dilsiz veya kendisini savunamayacak derecede akıl hastalarına doğrudan avukat ataması yapılacaktır. Kendinizi bir avukatla temsil ettirmenizde her zaman yarar vardır ancak bu bir zorunluluk değildir. Cinsel saldırı suçu ile alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçların mağduru olan kişiler davaya katılmış olmaları şartıyla baro tarafından kendilerine avukat görevlendirilmesini isteyebilirler. Mağdur veya suçtan zarar görenin çocuk, sağır ve dilsiz veya kendisini savunamayacak derecede akıl hastası olması halinde avukatı olması bir yasal zorunluluktur. Avukatları yoksa Baro tarafından kendilerine avukat atanır. Bu avukatların ücretleri ileride haksız çıkan taraftan alınır. Ya da beraat halinde devlet üzerinde kalır.

Uzlaşma Hakkınızı Nasıl Kullanabilirsiniz?
Cumhuriyet Savcısı kanunun izin verdiği hallerde, faili savcılığa davet eder. Suçtan dolayı sorumluluğu kabul edip etmediğini sorar. Fail suçu ve fiilden doğmuş olan maddi ve manevi zararların tümünü veya büyük bir kısmını ödemeyi veya zararları gidermeyi kabul ederse durumu size bildirilir. Siz de verilmiş zararın tümü ile veya büyük bir kısmının giderilmesini özgür iradenizle kabul eder ve uzlaşacağınızı bildirirseniz soruşturma sürdürülmez.

Fatmanur Toprak Saygıner / Kahramanmaraş Avukat