Hukuk

1 5 6 7

Dava Açmak Ne Demektir?
Dava açmak bir kişi veya kuruluş aleyhinde mahkeme önünde bir hak talebinde bulunmak demektir. Haksızlığa uğradığınızda, hakkınızı alamadığınızda mahkemeler araya girecek “Türk Milleti adına” yargılama yaptıktan sonra hakkınızı size teslim edecektir.

Dava Nasıl Açılır?
Dava mahkemeye vereceğiniz bir dilekçe ile açılır. Bu dilekçede olması gerekenler aşağıda belirtilmiştir. Dava dilekçesi, dava harca tabi ise harç ve gider avansının, harca tabi değil ise sadece gider avansının tahsil edilmesinden sonra ilgili mahkemeye kayıt olur ve bu tarihte davanız açılmış olur.

Dava Açmak Bu Kadar Basit mi?
Evet, dava açmak “yetkili mahkemeye” dava dilekçenizi dava harcı ve gider avansı ile birlikte teslim etmekten ibarettir. Bu tarif kolay görünse de dava açmak önemli yasal sonuçları olan ve mali yük getirmesi ihtimali bulunan ciddi bir iştir.
Unutmayınız ki; davayı açmak işlemi basit olsa da işin kendisi son derece ciddidir ve bazen uzun süre alır. Bu hususu mutlaka göz önünde bulundurmalı ve yaptığınız işin göründüğü kadar basit olmadığını, sonuçlarının çok ciddi olabileceğini bilmelisiniz.

Davalar Uzun Sürer mi?
Adalet Bakanlığı istatistiklerine göre 2010 yılında bir hukuk davasının karara bağlanması Türkiye genelinde ortalama 209 gün almıştır. Bu süre mahkemelere göre değişiklik göstermektedir.
Örneğin 2010 yılında bir dava ortalama olarak;
Fikri Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinde 544 günde,
Asliye Ticaret Mahkemesinde 455 günde,
İş Mahkemesinde 446 günde,
Aile Mahkemesinde 165 günde,
Sulh Hukuk Mahkemesinde 109 günde karara bağlanmıştır.

Dava Açmasam Daha mı İyi?
Haksızlığa uğradığınızı düşündüğünüz durumlarda mahkemelere başvurup hakkınızın size iade edilmesini talep etmek anayasal hakkınızdır. Bu hakkınızı kullanmaktan çekinmeyiniz. Ancak bu hakkınızı kullanırken konuyu etraflıca değerlendirmeniz gerekir. Davayı kazanma ihtimalinizi, kaybettiğiniz takdirde davanın size kaç liraya ve ne kadar zamana mal olacağını önceden hesaplamanız lehinize olacaktır.

Dava Açarken Para Yatıracak mıyım?
Dava açarken, davacı olarak belli bir miktar yargılama harcı ile davada yapılacak masrafların oluşturduğu ve her yıl Adalet Bakanlığı’nca yayınlanan listede gösterilen miktar kadar gider avansını mahkemeye yatırmanız gerekir. Davayı kazanmanız halinde bu giderleri ve harç parasını karşı taraftan geri alabilirsiniz.

Davamı Nerede Açmalıyım?
Davalar yetkili ve görevli mahkemelerde açılmalıdır. Hangi tür mahkemenin görevli olduğunu tespit ettikten sonra, hangi yer mahkemesinin yetkili olduğunu da belirlemeniz gerekir. Bu sorunun kısa bir cevabı olmadığı ve hatalı mahkemeye başvurmak zaman, para ve hak kayıplarına yol açabileceği için davanızı açmadan önce bu konuda bir avukattan profesyonel yardım almanız faydalı olacaktır.

Dava Açmadan Önce Neleri Bilmem Gerekir?
Bir avukat yardımından faydalanmayacak iseniz aşağıdaki soruları kendi kedinize sorunuz;
a) Dava açmak için yeterli bilgiye sahip olduğunuza emin misiniz?
b) Davanızı takip etmek konusunda kararlı mısınız? Dava açtıktan sonra takip etmeyi ihmal etmeniz, davanızın reddedilmesine veya açılmamış sayılmasına neden olabilir.
c) Davanızın olumsuz sonuçlanması halinde ne gibi sonuçlar doğuracağını değerlendirdiniz mi? Bir avukatınız varsa sizi bu konularda tam olarak bilgilendirmesini talep ediniz;
a) Davanızın size maliyeti ne olacaktır? (Dava harcı, masraflar ve avukatlık ücreti vs.)
b) Davayı kaybetmeniz halinde katlanacağınız ek maliyet ne olacaktır? (Tamamlanacak dava harcı, karşı tarafa ödenecek avukatlık ücreti, mahkeme masrafları vs.)
c) Uğradığınız haksızlığın giderilmesi için başvurulabilecek başka hukuki yöntemler var mı?

Dava Dilekçeniz Nasıl Olmalı?
Dilekçeniz davada en önemli aracınızdır. Dilekçenizde dava açmanıza neden olan şeyi özlü biçimde anlatmanız gerekir. Gereğinden uzun yazmak, gereksiz ayrıntılara boğmak, davayla ilgisiz konuları, kişileri ve olayları anlatmak davanıza zarar verebilir. Aynı şekilde gereğinden kısa yazılmış, önemli hukuki noktaları atlanmış bir dilekçe de davanıza zarar verebilir. Bu nedenle dilekçenizin özenle hazırlanması gerekir. Dilekçenizi maddeler halinde yazmak, varsa ekler ve delilleri bir liste halinde yazmak ve arkasına ekler ve delilleri sıra numarası ile koymak, yararlı olacaktır.

Dava Dilekçesinde Bulunması Gerekenler Nelerdir?
1. Dava açacağınız Mahkemenin adı
2. Adınız soyadınız, TC kimlik numaranız, açık adresiniz
3. Karşı tarafın (Davalının); adı soyadı (kurum ise unvanı), TC Kimlik numarası, adresi
4. Mümkün olduğunca açık ve öz şekilde aşağıdaki hususları dilekçenizde belirtiniz
a. Davanızın konusu, mal varlığına ilişkin davalarda dava konusunun değeri
b. Davayı açma nedeniniz
c. Talebiniz (dava sonucu elde etmek istediğiniz sonuç)
d. Yasal dayanaklarınız e. Delilleriniz
i. Dilekçeniz arkasına delil listesi ekleyerek tüm delillerinizi sıra ile yazınız
ii. Elinizde olan delilleri dilekçeniz ekinde sıra numarası vererek sununuz
iii. Elinizde olmayan delillerin nereden temin edileceğini açık şekilde yazınız
f. Davaya konu olayın (şeyin) gerçekleştiği tarih ve sizin öğrendiğiniz tarih
g. Varsa dava konusu ile ilgili içtihatlar (önceki kesinleşmiş mahkeme kararlarından örnekler)

Avukat Tutmak Zorunlu mudur?
Hayır, avukat tutmak zorunlu değildir. Ancak bir avukatın size çok yardımı olacağını unutmayınız. Hukuk ve usul konusunda bilgi sahibi olduğunuza kesin olarak emin değilseniz bir avukatın yardımına başvurunuz. Mali durumunuz avukat tutmaya uygun değilse bulunduğunuz il barosuna başvurarak size “Adli Yardım” kapsamında avukat atanmasını talep etme hakkına sahip olduğunuzu unutmayınız.

Dava Açmak Masraflı mıdır?
Evet, dava açmak masraflı olabilir. Ülkemizde yargı masrafları Avrupa ülkelerindeki örneklere göre düşüktür. Yine de davanın türüne ve süresine göre masrafların ciddi boyuta gelmesi söz konusu olabilir. Bu konuda hazırlık yapmanız ve muhtemel masrafları önceden öğrenmeniz gerekir. Dava süreci boyunca masraflar kural olarak dava açan kişiden alınır. Masrafı yatırmadığınız takdirde mahkeme ilgili işlemden vazgeçtiğinizi varsayar, bu durum davanıza zarar verebilir.

Masrafları Geri Alabilir miyim?
Davayı kazandığınız zaman Mahkeme masrafların karşı taraftan alınarak size ödenmesini emreder. Ancak size ödenecek masrafların sadece yargılama masrafları olduğunu unutmayınız. Davaya hazırlık için yaptığınız masraflar, ulaşım giderleri, avukatınıza ödediğiniz vekâlet ücreti gibi bazı masraflar size geri ödenmeyecektir.

Dava Bittiğinde Hakkımı Doğrudan Alabilir miyim?
Kural olarak mahkeme kararlarına dayanarak icra takibi başlatabilmek için kararların kesinleşmiş olması gerekmez. Ancak kişiler hukuku, aile hukuku ve taşınmaz mal ile ilgili ayni haklara ilişkin kararlar kesinleşmedikçe icra edilemez.
İdari yargı mercilerinin kararları kesinleşmese dahi idari makamlarca 30 gün içerisinde yerine getirilmelidir.

Mahkeme Kararı Kesinleşti. Şimdi Ne Olacak?
Mahkemeyi kaybeden taraf kendiliğinden mahkemenin emrettiği kararı yerine getirebilir ve size mahkeme masraflarını da ödeyebilir. Bunu yapmadığı takdirde icra dairesine başvurup kararın icra kanalıyla yerine getirilmesini sağlamanız gerekir.

Karşı Taraf Bulunamazsa Ne Olur?
Savunma hakkı anayasal bir haktır. Mahkeme hiç kimse hakkında kendiliğinden karar vermez. Bir davetiye göndererek hakkında dava açıldığını bildirir, dava hakkında diyeceklerini sorar, kararını verirken onun savunmasını da göz önünde bulundurur. Ancak kişilerin ortadan kaybolarak, davalardan kurtulmaları da başkalarının hakkını ihlal edecektir. Bu nedenle, bu hakkın kötüye kullanılmasını önlemek amacıyla resmi kayıtlarda bulunan adrese tebligat ve ilan yoluyla tebligat imkânı da tanınmıştır.

Benim Eski Adresime Tebligat Yapılırsa Ne Olur?
Yeni adresinizi bildirmek sizin sorumluluğunuzdur. Kendisine veya adresine kanunun gösterdiği usullere göre tebliğ yapılmış olan kimse, adresini değiştirirse, yenisini hemen tebliği yaptırmış olan yargı merciine bildirmeye mecburdur. Bu takdirde bundan sonraki tebliğler bildirilen yeni adrese yapılır. Adresini değiştiren kimse yenisini bildirmediği ve adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresi de tespit edilemediği takdirde, tebliğ olunacak evrakın bir nüshası eski adrese ait binanın kapısına asılır ve asılma tarihi tebliğ tarihi sayılır. Bundan sonra eski adrese çıkarılan tebliğler muhataba yapılmış sayılır.

Dava Açarken Kimden Yardım Alabilirim?
Dava açmak için bir avukatın yardımına başvurmak en doğrusudur. Bu alanda yeterli bilgiye sahip olduğunuza inanıyorsanız kendiniz de dava açabilirsiniz. Hukukçu olmayan kişilerin yardımıyla hareket etmeniz aleyhinize çok ciddi sonuçlar doğurabileceğinden bu kişilerin yardımına başvurmayınız. Arzuhalci olarak tabir edilen kişilerin yönlendirmesi ile hareket etmenin hak kayıplarına neden olabileceğini unutmayın.
Dava Açacağım Mahkeme Bana Yardımcı Olur mu?
Hayır. Mahkemeler danışmanlık yapmazlar. Mahkeme hâkimi de, mahkemede görevli diğer kişiler de size açacağınız dava konusunda yardımcı olamaz, yol gösteremez.

Davamı Açtım, Mahkeme Bana Yardımcı Olur mu?
Hukuki olmayan işlerde mahkeme çalışanları size yardımcı olacaklardır. Ancak hukuki konularda onlardan size danışmanlık yapmalarını beklememelisiniz. Örneğin; bir dilekçe teslim ederken yanında posta pulu vermeniz gerekip gerekmediğini mahkeme çalışanları size bildireceklerdir. Ancak dilekçenizin içeriği hakkında yorum yapamazlar, nasıl yazmanız gerektiğini size söylemezler.

Hâkimle Görüşsem Faydası Olur mu?
Devam eden dosyanız hakkında hâkimle görüşmeniz doğru değildir. Hâkimlerin dosya üzerinde görüş açıklamaları, kararlarını önceden taraflardan birine söylemeleri mümkün değildir. Bu konuda ısrarcı davranmanız aleyhinize ciddi sonuçlar doğurabilir.

İnternet Güvenilir Bir Kaynak mıdır?
Hayır, internet her zaman güvenilir bir kaynak değildir. Ancak güvenilir olduğuna emin olduğunuz bazı siteler size yararlı olacaktır. Adalet Bakanlığına, Yargı Kurumlarına, Barolara ait sitelerden veya güvenilir olduğuna kesinlikle emin olduğunuz özel kişilere ait sitelerden yararlanabilirsiniz. Forumlar, güvenilir olduğuna emin olmadığınız siteler, kaynağı belirsiz yazılar, zincir e-postalar gibi kaynaklara güvenerek hareket etmeniz çok ağır sonuçlar doğurabilir. İnternet yoluyla elde ettiğiniz bilgileri mutlaka güvenilir kaynaklardan doğrulayarak kullanmanız gerekir.

İnterneti Dava Dilekçem İçin Kaynak Olarak Kullanabilir miyim?
Kişilerin çok farklı amaçlarla koyduğu gerçek olmayan yazılar, tahrif edilmiş mahkeme kararları, başı veya sonu kesilerek alıntı yapıldığı için anlamı değişmiş makaleler gibi pek çok yazı internette dolaşmaktadır. Özensiz hazırlanan web siteleri bu yazıları kaynak göstermeksizin tekrar tekrar kullanarak yayılmasına neden olmakta, hukukçu olmayan kişiler forumlar vasıtasıyla bu sakıncalı yazıları ve tahrif edilmiş mahkeme kararlarını elden ele dolaştırmaktadır. Bu bilgileri dilekçenizde kullanmayınız, dilekçenize ek olarak koymayınız.

Bu Sakıncadan Kendimi Nasıl Koruyabilirim?
Öncelikle güvenilir olduğundan kesinlikle emin olmadığınız tüm kaynaklardan uzak durunuz. Ayrıca dilekçenizde yer alan ve sizin yazmadığınız her şey için kullandığınız kaynağı mutlaka belirtiniz. Bunun en kolay yolu parantez işareti ( ) kullanmaktır. Örnekler:
• Yargı yetkisi Türk Milleti adına bağımsız mahkemelerce kullanılır. (Anayasa, madde 9)
• Kat mülkiyetine ilişkin bu konuda mahkeme kararları istikrar kazanmıştır. (Ahmet İyibilen, Kat Mülkiyeti Hukuku, sayfa 85)
• Dilekçemizde izah ettiğimiz gibi Yargıtay 19. Hukuk Dairesi de 2006/6070 E. sayılı kararında vekâletle ipotek tesisi için vekâletnamede açık yetki bulunması gerektiğini belirtmiştir. (Örneği dilekçe ekinde sunulan karar UYAP Mevzuat programından alınmıştır.)
Yukarıda verilen örneklerde olduğu gibi kaynağınızı açıkça göstermeniz mahkemenin yazdığınız konunun doğruluğunu rahatça araştırmasını sağlar. Daha önemlisi bir yanlışlık söz konusu ise sorumlusunun siz olmadığını gösterir.

Mahkeme Kararlarından Örnekler Koymak Gerekli midir?
Dava açmadan önce aynı konuda verilmiş mahkeme kararlarına bakmanız ve dilekçenizi hazırlarken bu kararlardan faydalanmanız yararlı olacaktır. Ancak dilekçe ekinde mahkemeye sunmanız bir zorunluluk değildir. Dayandığınız kararların kesinleşmiş kararlar olması ve tahrif edilmiş kararlardan sakınabilmeniz için mutlaka güvenilir bir kaynaktan alınmış olması gerekir.

Kaynak:UYAP

Fatmanur Toprak Saygıner / Kahramanmaraş Avukat

 

Adliyeden Bir Kâğıt Geldi!
Mahkeme, Cumhuriyet Savcılığı veya icra dairelerinden size gelen her “kâğıt” resmi bir işlem hakkında size bilgi vermek için gönderilmiştir. Bu kurumlar tarafından gönderilen kâğıda da “Tebligat” adı verilir.

Adliyeden Yazı Gelince Ne Yapmalıyım?
Üzerini dikkatle okursanız gereken tüm bilgilerin yazılı olduğunu göreceksiniz. Eğer bu bilgilerin karmaşık veya anlaşılmaz olduğu düşüncesinde iseniz bir avukatın yardımını almalısınız. Elinizde tebligat ile birlikte adliyeye gittiğinizde Danışma Masasındaki görevliler de size yardımcı olacaktır. Adliyeden gelen her yazının resmi bir iş sebebiyle gönderildiğini ve büyük ihtimalle süreli olduğunu unutmayınız.

Tebligat Ne Hakkındadır?
Tebligat size bir hukuki işin haber verilmesi için gönderilmiştir. Devlet sizin aleyhinize veya lehinize olabilecek bir iş hakkında sizin ifadenize veya yardımınıza ihtiyaç duyulduğunda size haber vermekte ve sizin kendi hakkınızı savunmanızı veya bilgi veya görgünüzü anlatmanızı veya şikâyetlerinizi dile getirmenizi beklemektedir. Unutmayınız ki tebligat her konuda olabilir. Tanık olarak çağrılmanız, borcunuz olduğu için aleyhinizde icra takibi başladığının bildirilmesi, dava gününün bildirilmesi gibi pek çok değişik konuda tebligat gönderilir. Hangi mahkeme veya makam tarafından ne sebeple gönderildiği tebligatın üzerinde yazılıdır. Lütfen dikkatle okuyunuz.

Tebligatı Kim Gönderdi Nereden Anlarım?
Tebligatın sol üst köşesinde gönderen makamın ismi yazılıdır. Örneğin; Kahramanmaraş 2. İcra Dairesi, Kahramanmaraş Asliye Hukuk Mahkemesi gibi. Ayrıca hangi işe ait olduğunu belirten bir numara vardır. Bu numaraya esas numarası adı verilir.

Esas Numarası Nedir?
Mahkemeler işleri düzenli olarak yürütebilmek için her dosyaya ayrı bir numara verir. Bu numara esas numarası olarak adlandırılır ve “E:” şeklinde kısaltılır. Esas numarasının basit bir mantığı vardır. İlk bölümü davanın açıldığı yılı ikinci bölümü ise o yıl içerisinde açılan kaçıncı dava olduğunu gösterir: “E: 2009/65” veya “E: 09/65” şeklinde yazılır. Her mahkeme ayrı numara verdiği için dosyalar Mahkeme adı ile birlikte anılır. Örneğin; Kahramanmaraş Ağır Ceza Mahkemesi E:08/103.

Tebligatı Ne Yapayım?
Tebligatı mutlaka saklayınız. Üzerinde yazan bilgiler size gerekli olacaktır.

Tebligatı Aldım, Hiçbir İşlem Yapmasam Olmaz Mı?
Halk arasında “tebligatı alınca hiçbir iş yapmazsam hukuki süreç başlamaz” şeklinde bir yanlış inanış vardır. ASLA tebligatı alınca hiçbir şey yapmama yanlışına düşmeyiniz. Tebligat size geldiğinde bir hukuki işlem başlamıştır. Susmak demek, hakkınızı tehlikeye atmak demektir. Hukuk mahkemelerinde davaya cevap vermediğinizde aleyhinizdeki iddiaları reddettiğiniz varsayılır; ancak davayı takip etmediğinizde mahkemeye delil göstermek ve karşı tarafın gösterdiği delillere cevap vermek başta olmak üzere, pek çok hakkınızdan vazgeçmiş olursunuz. İcra dairelerinden gelen “ödeme emri” gibi tebligatları aldıktan sonra hiç bir şey yapmamanız ise çeşitli hak kayıplarına yol açabilir.

Hiçbir İşlem Yapmasam Ne Olur?
Unutmayın ki; devlette işler sürüncemeye bırakılmaz. Her işin bir süresi vardır. Tebligatı aldığınız anda o süre işlemeye başlamıştır. İtiraz hakkınızı kaybedebilirsiniz, hak kaybına uğrayabilirsiniz, borç altına girebilirsiniz, borcu kabul etmiş sayılabilirsiniz, hatta bazı durumlarda polis tarafından zorla götürülebilirsiniz.

Tebligatı Muhtara Bırakmışlar, Almasam Olmaz Mı?
Evde yoksanız ihbar kapıya yapıştırılıp tebligat muhtara bırakılır. Tebligat muhtara bırakıldığı gün size bırakılmış sayılır. Almasanız dahi süreler işlemeye başlamıştır. Yukarıda sayılan tüm olumsuz durumlar başınıza gelebilir.

Tebligatı Eski Adresime Göndermişler, Haberim Olmadı!
Daha önce adli birimlerden tebligat aldığınız adresiniz değişmiş ise yeni adresinizi bildirmek sizin sorumluluğunuzdur. Yeni adresinizi bildirmez iseniz nüfus müdürlüğünde kayıtlı olan adresinize tebligat yapılır. Bu nedenle mutlaka güncel adresinizi nüfus müdürlüğüne bildiriniz.

Nüfus müdürlüğünde kayıtlı adreste hiç oturmamış olsanız veya adresten ayrılmış olsanız bile, tebliğ memuru tebliğ edilecek evrakı, o yerin muhtarı veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza karşılığında teslim eder. Ayrıca teslim edilen yerin adresini ihbarnameye yazarak, bu ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırır. Kapıya yapıştırma tarihi tebliğ tarihi sayılır.

Nüfus müdürlüğünde kayıtlı adresinizin olmaması durumunda ise tebliğ olunacak evrakın bir nüshası eski adrese ait binanın kapısına asılır ve asılma tarihi tebliğ tarihi kabul edilir. Bundan sonra eski adresinize çıkarılan tebliğler muhataba yapılmış sayılır.

Kaynak:UYAP

Avukat Fatmanur Toprak Saygıner / Kahramanmaraş avukat

İş Hukukunda Mobbing (Yıldırma, Bezdiri) nedir?
Türk Dil Kurumu’nun İngilizce mobbing kelimesine karşılık bulduğu isim Bezdiri’dir. Mobbing ya da bezdiri TDK sözlüğünde “İş yerlerinde, okullarda vb. topluluklar içinde belirli bir kişiyi hedef alıp, çalışmalarını sistemli bir biçimde engelleyip huzursuz olmasına yol açarak yıldırma, dışlama, gözden düşürme” olarak tarif edilmektedir. Mobbingin varlığı İş Mahkemelerinde kabul edilerek bu konuda hükümler kurulmuştur. Ankara 8.İş Mahkemesi 2006/19 E ve 2006/625 Karar nolu ilamında mobbingi “işyerinde bireylere üstleri, eşit düzeyde çalışanlar ya da astları tarafından sistematik biçimde uygulanan hertür kötü muamele, tehdit,şiddet, aşağılama vb. davranışları içermektedir.”şeklinde tarif etmiştir. İşyerinde bu ve benzeri psikolojik bezdirme amaçlı davranışlara muhatap oluyorsanız aşağıdaki hukuki haklarınızı kullanarak haklarınızı elde edebilirsiniz.
Yargıtay 9. Dairesi ise mobbing ile ilgili kararında şu cümlelere yer vermiştir. “Mobbing kavramı, işyerinde bireylere üstleri, eşit düzeyde çalışanlar ya da astları tarafından sistematik biçimde uygulanan hertür kötü muamele, tehdit, şiddet, aşağılama vb davranışları içermektedir.”
Çalışma yaşamında hep var olan fakat görmezden gelinen mobbing, bir çok iş yerinde hala çok sayıda çalışanın kabusu olmaya devam etmektedir. Bazen hakaretle, ayıplamayla bazen de normalin üzerinde aşırı iş yükü yükleyerek kendini gösteren bu davranışa maruz kalmak çalışanın hem psikolojik hem de fizyolojik olarak etkilenmesine neden olabilmektedir.
Mobbing, daha çok işverenin, işçinin kendiliğinden işten ayrılmasını sağlamak için başvurduğu yöntemler olarak görülmektedir. Oysa haksız eleştiri, hata bulmak, dışlamak, yok saymak, sosyal toplantılara çağırmamak, odaya girdiğinde konuyu değiştirmek, alay etmek, kılık kıyafetiyle dalga geçmek, masasının üzerinden eşyalarını yok etmek ve buna benzer davranışlar mobbing kapsamındaki hareketlerdir. Başka anlatımla psikolojik tacizdir.
İşyerindeki psikolojik taciz mobbingdeki amaç ; kasıtlı olarak bir takim davranışlarla işçiyi iş yaşamından dışlamaktır. Bu yöntemle işçinin tazminat almadan işyerinden ayrılması amaçlanmaktadır.
Gelişmiş ülkelerde cinsel tacizin de önüne geçen mobbing çoğunlukla beyaz yakalılar ya da üst düzey yönetim kademesinde çalışanlar tarafından uygulanmakta ve üst düzey yöneticilerde bir meslek hastalığı olarak görülmektedir.
Mobbing tavrı; Çocukluk çağında kişiliğini tam olarak oluşturamamış problemli kişilerin; işçi üzerindeki tahakkümüdür aslında. Bu işin psikolojik yanı. Mobbing sanıldığının aksine bayanları değiş erkek işçileri mağdur etmektedir.
Organizasyon bozukluğunun daha fazla olduğu işyerlerinde ise disiplin getirmek, verimliliği artırmak, refleksleri koşullandırma (askeri disiplin) amacıyla psikolojik taciz uygulanmaktadır Psikolojik tacize maruz kalan bireyler; bıktırma, yıldırma, dışlanma, kurumun hizmetlerinden yoksun bırakılma, aşağılanma, izin ve görevlendirilmelerde yararlandırılmama, zorla tayin gibi psikolojik tacize neden olabilecek tutum ve davranışlara maruz kalabilmektedir.
Mobbing-bezdiri şekillerinin sınıflandırılması
1- İzolasyon; yok sayma, görmezlikten gelme, dikkate almama, söz yöneltmeme,mağdurun sorduğu bir soruyu başkasına dönerek ya da ortaya cevaplama.
2- Hakaret; mesleki ya da kişisel konumunu hedef alan argo ya da küfür içeren sözler söyleme. Ortaya kaba, yüz kızartıcı laflar atma.
3- Yineleme; belli aralıklarla mağdurun canının nasıl acıyacağını bilerek yakıcı sözler söyleme. şok etkisi yaratan bu sözler doğrudan ya da dolaylı olarak yöneltilir.
4- Sürekli olumsuz eleştirme; hiç takdir ya da teşekkür etmeme. İş eksiksiz yapılsa bile bir tarafına kulp takma.
5- Yük yükleme; mevcut sorumluluk ve günlük iş yükünün üzerine mantıklı olmayan, istenen sürede bitirilmesi güç işler yükleme. Bilgi ve becerisinin üstünde ya da altında işler talep etme.
6- Söylenti yayma;mağdur hakkında doğru ya da yalan bilgileri şirket içine yayma, duyurma. Mağdurun işi ya da özel yaşamıyla ilgili bilgileri izinsiz üçüncü kişilere aktarma.
7- Kınama; mağdurun bir düşüncesinden, davranışından ya da tutumundan dolayı kınanması ve devamında yaftalanarak dışlanması.
8-Fiziksel şiddet ;mağdurun mobbingci ya da destekçileri tarafından masasına, sandalyesine, özel eşyalarına sertçe vurulması, elle ya da ayakla itilmesinden başlayarak kazaymış gibi çarpılması,itilmesi, çelme takılması, hatta tartaklanması, tokat atılması ve dövülmesine kadar uzanabilen bir zincir.
9- Cinsel taciz; mağdura mimik, jest ve sözle cinsel imalarda bulunulması, fiziksel olarak sandalyesine, masasına ve vücuduna haddinden fazla yaklaşarak cinsel sataşma ya da önerilerde bulunulması, elle sarkıntılık , zor da kullanarak tenha bir yere götürülmek istenmesi.
Mobbing eylemini çalışma yaşamı için ilk defa kullanan Heinz Leymann mobbing davranış türlerini beş grupta toplamıştır.
1- Kendini göstermeyi engelleme; sözünü kesmek, yüksek sesle azarlamak şeklinde gerçekleşen davranışlar,sürekli eleştiri
2- Sosyal ilişkilere saldırı; çalışan iş ortamında yokmuş gibi davranılması, iletişimin kesilmesi
3- itibara saldırı; asılsız söylenti, hoş olmayan imalar
4- Mesleki durumuna saldırı ; nitelikli iş verilmemesi, anlamsız işler verilip sürekli yer değiştirilmesi
5- Kişinin şahsına doğrudan saldırı; fiziksel şiddet tehdidi

Konu ile ilgili yasal düzenlemeler
4857 Sayılı yasanın “Eşit davranma ilkesi” başlıklı 5. maddesi
MADDE 5 – İş ilişkisinde dil, ırk, cinsiyet, siyasal düşünce, felsefi inanç, din ve mezhep ve benzeri sebeplere dayalı ayırım yapılamaz. İşveren, esaslı sebepler olmadıkça tam süreli çalışan işçi karşısında kısmi süreli çalışan işçiye, belirsiz süreli çalışan işçi karşısında belirli süreli çalışan işçiye farklı işlem yapamaz. İşveren, biyolojik veya işin niteliğine ilişkin sebepler zorunlu kılmadıkça, bir işçiye, iş sözleşmesinin yapılmasında, şartlarının oluşturulmasında, uygulanmasında ve sona ermesinde, cinsiyet veya gebelik nedeniyle doğrudan veya dolaylı farklı işlem yapamaz. Aynı veya eşit değerde bir iş için cinsiyet nedeniyle daha düşük ücret kararlaştırılamaz. İşçinin cinsiyeti nedeniyle özel koruyucu hükümlerin uygulanması, daha düşük bir ücretin uygulanmasını haklı kılmaz. İş ilişkisinde veya sona ermesinde yukarıdaki fıkra hükümlerine aykırı davranıldığında işçi, dört aya kadar ücreti tutarındaki uygun bir tazminattan başka yoksun bırakıldığı haklarını da talep edebilir. 2821 sayılı Sendikalar Kanununun 31 inci maddesi hükümleri saklıdır. 20 nci madde hükümleri saklı kalmak üzere işverenin yukarıdaki fıkra hükümlerine aykırı davrandığını işçi ispat etmekle yükümlüdür. Ancak, işçi bir ihlalin varlığı ihtimalini güçlü bir biçimde gösteren bir durumu ortaya koyduğunda, işveren böyle bir ihlalin mevcut olmadığını ispat etmekle yükümlü olur.”
4857 sayılı yasanın “Çalışma koşullarında değişiklik ve iş sözleşmesinin feshi” başlıklı 22. maddesi
MADDE 22 – İşveren, iş sözleşmesiyle veya iş sözleşmesinin eki niteliğindeki personel yönetmeliği ve benzeri kaynaklar ya da işyeri uygulamasıyla oluşan çalışma koşullarında esaslı bir değişikliği ancak durumu işçiye yazılı olarak bildirmek suretiyle yapabilir. Bu şekle uygun olarak yapılmayan ve işçi tarafından altı işgünü içinde yazılı olarak kabul edilmeyen değişiklikler işçiyi bağlamaz. İşçi değişiklik önerisini bu süre içinde kabul etmezse, işveren değişikliğin geçerli bir nedene dayandığını veya fesih için başka bir geçerli nedenin bulunduğunu yazılı olarak açıklamak ve bildirim süresine uymak suretiyle iş sözleşmesini feshedebilir. İşçi bu durumda 17 ila 21 inci madde hükümlerine göre dava açabilir. Taraflar aralarında anlaşarak çalışma koşullarını her zaman değiştirebilir. Çalışmakoşullarında değişiklik geçmişe etkili olarak yürürlüğe konulamaz.
6098 sayılı yasanın 417. maddesi
“MADDE 417 – İşveren, hizmet ilişkisinde işçinin kişiliğini korumak ve saygı göstermek ve işyerinde dürüstlük ilkelerine uygun bir düzeni sağlamakla, özellikle işçilerin psikolojik ve cinsel tacize uğramamaları ve bu tür tacizlere uğramış olanların daha fazla zarar görmemeleri için gerekli önlemleri almakla yükümlüdür. İşveren, işyerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak; işçiler de iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her türlü önleme uymakla yükümlüdür. İşverenin yukarıdaki hükümler dahil, kanuna ve sözleşmeye aykırı davranışı nedeniyle işçinin ölümü, vücut bütünlüğünün zedelenmesi veya kişilik haklarının ihlaline bağlı zararların tazmini, sözleşmeye aykırılıktan doğan sorumluluk hükümlerine tabidir.”
TMK 24.maddesi
Madde 24 – Hukuka aykırı olarak kişilik hakkına saldırılan kimse, hakimden, saldırıda bulunanlara karşı korunmasını isteyebilir. Kişilik hakkı zedelenen kimsenin rızası, daha üstün nitelikte özel veya kamusal yarar ya da kanunun verdiği yetkinin kullanılması sebeplerinden biriyle haklı kılınmadıkça, kişilik haklarına yapılan her saldırı hukuka aykırıdır.
Yine mevzuat bağlamında, işyerinde psikolojik taciz (mobbing) ile ilgili 19.03.2011 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanmış olan 2011/2 sayılı genelge yayınlanmıştır.
İşçi işyerindeki kendine karşı mobbingi ıspatlaması kapsamında yazılı olarak işyerine şikayetini bildirmeli ya da bu mümkün değilse işverenini Bölge Çalışma Müdürlüğü’ne şikayet yapmalıdır. Tanık olabilecek kişilerle yaşadığı psikolojik baskıyı ıspat yoluna gitmelidir. Mobbinge maruz kalan işçi; gerek 4857 sayılı İş Yasası uyarınca iş akdini mobbingi gerekçe göstererek haklı olarak feshedebilir kıdem tazminatı ve diğer işçilik haklarını isteyebilir ve gerekse de 6098 sayılı Borçlar Kanunu kapsamında maddi ve manevi tazminat talep edebilir. Mobbing kapsamında işyerinde eşitsiz bir iş ilişkisi varsa 4857 sayılı yasanın 5. maddesi uyarınca “Eşit işlem borcuna aykırılık sebebiyle” işverenden tazminat istenebilir. Ceza hukuku kapsamında Cumhuriyet Savcılığı’na şikayette bulunabilir.

Bilgi ve randevu için iletişim bölümünden bize ulaşabilirsiniz.

Avukat Fatmanur Toprak / Kahramanmaraş avukat
http://www.fatmanurtoprak.com

İş Mevzuatında İhbar Önelleri
Belirsiz süreli iş sözleşmesinin 4857 sayılı İş Kanununun 13. maddesinde belirtilen esaslara uyulmadan işçi ya da işveren tarafından sona erdirilmesi halinde işi terkeden işçi ya da iş akdini fesheden işveren aynı maddede belirtilen bildirim önellerine ait tazminat ödeyecektir. İhbar tazminatı; işçinin yeni bir iş buluncaya kadar geçecek süre için ödenmesi gereken tazminattır. Önceden haber vermeden işten çıkarılarak ortada kalan işçiyi tanınmış bir tazminattır. Feshin kötüniyetli olması halinde ihbar önelinin 3 katı tutarınca işveren ayrıca kötüniyet tazminatı işçiye ödenecektir. Belirli süreli iş sözleşmesinde veya iş akdinin işçi tarafından feshi halinde ihbar tazminatı ödenmez. Bunun istisnası Basın İş Yasası’dır. İhbar önellerine uymayan işveren veya işçi karşı tarafa ihbar tazminatı ödemek zorundadır. İhbar tazminatı işçinin son brüt ücreti üzerinden belirlenir.

Belirsiz süreli iş sözleşmelerindeki İhbar önelleri;
4857 sayılı İş Yasası’na göre;
İşçinin kıdemi 6 aydan az ise : 2 hafta
İşçinin kıdemi 6 aydan fazla 18 aydan az ise : 4 hafta
İşçinin kıdemi 18 aydan fazla 36 aydan az ise : 6 hafta
İşçinin kıdemi 36 aydan fazla ise : 8 hafta

5953 sayılı Basın İş Yasası’na göre; bu Kanunun şümulüne giren fikir ve sanat işlerinde ücret karşılığı çalışanlara gazeteci denir.
İş sözleşmesinin işverence feshi halinde;
Gazetecinin kıdemi 5 yıl ve üzerinde ise ; 3 ay
Gazetecinin kıdemi 5 yılın altında ise ; 1 ay
İş sözleşmesinin işçi tarafından feshedilmesi halinde
İş sözleşmesinin süresine bakılmadan; 1 aydır.

854 sayılı Deniz İş Yasası’na göre;
Gemi adamının kıdemi 6 aydan az ise : 2 hafta
Gemi adamının kıdemi 6 aydan fazla 18 aydan az ise : 4 hafta
Gemi adamının kıdemi 18 aydan fazla 36 aydan az ise : 6 hafta
Gemi adamının kıdemi 36 aydan fazla ise : 8 hafta

 

Bilgi ve randevu için iletişim bölümünden bize ulaşabilirsiniz.

Avukat Fatmanur Toprak Saygıner/ Kahramanmaraş avukat
http://www.fatmanurtoprak.com

1 5 6 7