1 5 6 7

Sulh Olmak Ne Demektir?
Davanın taraflarının aralarında anlaşarak yargılamanın bitmesini sağlaması demektir.

Neden Sulh Olayım?
Dava açmak uzun sürebilecek ve belirli masraflara katlanmayı gerektiren bir süreçtir. Sulh size dava sonunda elde edeceğiniz sonucu; bu uzun ve masraflı yolu geçmeden almanızı sağlayan bir araçtır.

Sulh Olmak İstersem Davada Haksız Olduğumu Kabul Etmiş Olmaz mıyım?
Hayır. Sulh olma çabası, sizin haksız olduğunuzu göstermez. Mahkeme önündeki olayı en kısa yoldan çözmek istediğinizi gösterir. Daha da önemlisi, sulh görüşmeleri sırasında kabul ettiğiniz konular mahkeme önünde geçerli değildir. Yani, sulh pazarlığında kabul etseniz dahi, sulh olamazsanız bu kabul mahkeme önünde muteber değildir.

Davalar Uzun Sürer mi?
Adalet Bakanlığı Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü verilerine göre 2000 yılında bir hukuk davasının karara bağlanması ortalama 209 gün almıştır. Bu süre mahkemelere göre değişiklik göstermektedir. Örneğin Fikri Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinde bir dava ortalama 514 günde, Asliye Ticaret Mahkemesinde 455 günde, İş Mahkemesinde 466 günde tamamlanmakta iken Aile Mahkemesinde 165 günde, Sulh Hukuk Mahkemesinde 109 günde karara bağlanmaktadır.

Dava Açmak Masraflı mıdır?
Davanın türüne göre değişiklik göstermekle birlikte dava açmanın masraflı bir iş olabileceğini belirtmek gerekir. Asliye Hukuk Mahkemesinde 10.000 TL değerinde bir dava açtığınızı ve kaybettiğinizi düşünelim. Karşı tarafın avukatı olduğunu ve dosyanın bilirkişi incelemesinden geçtiğini varsaydığımızda; davayı kaybettiğinizde katlanacağınız masraf 2.000 TL’nin üzerinde olacaktır.

Davayı Açmak Kolay; Gerisi Zor!
Unutmayın ki, dava açmak kolay ama masraflıdır. Ayrıca dava uzun bir süreçtir. Üstelik dava bittiğinde kazansanız bile alacağınızı karşı taraftan almanız da ayrı bir süreçtir.

Sulh Olursam Karşı Taraf Cayar mı?
Unutmayınız ki sulh olduğunuz zaman bir adi sözleşme yapmıyorsunuz. Mahkeme önünde ve mahkemenin onayıyla bir anlaşma yapıyorsunuz. Mahkeme sulh olduğunuzu tespit ederek yargılamayı bitirdiğinde vardığınız anlaşma ilam niteliğinde yani bir mahkeme kararı ile aynı niteliğe sahip olacaktır. Sulh olduğunuzda mahkeme kararında “sulh oldukları için dava bitmiştir” yazmaz, vardığınız sulh anlaşmasına göre taraflara düşen ödevler de belirtilir. Bu sayede sulh anlaşmanızdaki ödevler yerine getirilmediğinde mahkeme kararı gibi icraya konulabilir.

Sulh Olun; Sonuca Kolay Ulaşın!
Dünya çapında yapılan istatistikler tarafların anlaşarak davayı bitirmeleri halinde üstlerine düşen yükümlülükleri yerine getirme ihtimallerinin dava sürecine göre çok daha yüksek olduğunu göstermektedir.

Dava Açmadan Sulh Olabilir miyim?
Evet, Avukatlık Kanunu 35/A maddesi avukatlara bu yetkiyi tanımıştır. Avukatınız aracılığı ile sulh olduğunuzda hiç mahkemeye gitmeden ve dolayısıyla hiçbir harç-dava masrafı ödemeden dava konusu uyuşmazlığı ilam niteliğinde bir belge ile (mahkeme kararı gibi icraya konulabilecek bir belge ile) sonuçlandırabilirsiniz.

Sulh Olduğumda Maddi Avantajım Nedir?
Ödeyeceğiniz mahkeme harçları azalacaktır. Mahkemenin ilk aşamasında sulh olursanız (ilk celse yapılana kadar) dava bittiğinde ödeyeceğiniz harçların sadece üçte birini ödersiniz.
İlk duruşma yapıldıktan sonra sulh olursanız üçte ikisini ödersiniz.
• İlk duruşmadan önce sulh olursanız karşı tarafa ödeyeceğiniz avukatlık ücreti yarı yarıya düşer.
• Dava boyunca yapmak zorunda kalacağınız tüm masraflardan (posta gideri, bilirkişi, keşif vb. masraflar, yol giderleriniz gibi) ve mahkeme nedeniyle diğer işlerinizden kısıp adliyeye ayırmak zorunda kalacağınız zamandan da tasarruf etmiş olursunuz.
• Mahkeme kararını icraya koymak zorunda kalmayacağınız için bu masraflardan da kurtulmuş olursunuz.

Tüm Davalar Sulh Kapsamında mıdır?
Hayır. Sulh ancak tarafların serbest iradeleriyle karar verebilecekleri konularda mümkündür. Daha açık bir ifadeyle; taraflar dava açmak yerine o konuda bir sözleşme yapabiliyorlarsa davayı da sulh yoluyla bitirebilirler. Tarafların sözleşme konusu yapamayacakları konularda örneğin ceza davalarında, nüfus kaydına ilişkin davalarda veya çocukların velayetine ilişkin davalarda sulh mümkün değildir. Ancak hukuk davalarında özellikle Aile Hukukuna ilişkin konularda mahkeme tarafların vardıkları anlaşmaları dikkate almaktadır. Böylece yargılama daha kısa sürmekte ve daha az masraflı olmaktadır.

Kaynak:UYAP

Avukat Fatmanur Toprak Saygıner / Kahramanmaraş Avukat

Sanık Kimdir? Şüpheli Kimdir?
Bir suç işlediği şüphesiyle Cumhuriyet Savcılığı ve onun emri altında kolluk güçleri (polis, jandarma) tarafından soruşturulan kişiye şüpheli denir. Eğer bu kişi hakkında ceza davası açılır ise bu aşamadan itibaren artık şüpheli sanık olarak adlandırılır.

Bir Suç Şüphelisi Olduğum Bildirildi. Karakola, Cumhuriyet Savcılığına Çağrıldım. Ne Yapmalıyım?
Öncelikle sakin olunuz. Bir hukuk devletinde yaşadığınızı ve insan haklarının anayasal güvence altında olduğunu unutmayınız. Ailenize veya yakınlarınıza haber verdikten sonra ilgili kolluk birimine veya Cumhuriyet Savcılığına gidiniz. Hukuki danışmanlık almanızda veya avukatınızla birlikte gitmenizde yarar bulunmaktadır.

İfadem Alınıyor, Ne Olacak?
Şüpheli sıfatıyla ifadeniz alınıyorsa ciddi bir durumda olduğunuzu ve özgürlüğünüzden mahrum olmanızla sonuçlanabilecek bir sürecin başladığını unutmayınız. Etrafınızdaki kişiler, hatta bazen memurlar dahi sizi sakinleştirmek için “önemli değil”, “bundan bir şey çıkmaz”, “Savcı seni hemen bırakır” gibi sakinleştirmek amaçlı cümleler kurabilirler. Bunların nezaket amacıyla söylenmiş temenniler olduğunu unutmayınız. İçinde bulunduğunuz süreçte söylediğiniz ve yaptığınız her şey geri dönülemez sonuçlar doğurabilir. Size tanınan hakları kullanmanız Anayasa güvencesi altındadır. Haklarınızı kullanmaktan çekinmeyiniz. Örneğin; bu kapsamda avukat talep edebilir, bazı delillerin toplanmasını isteyebilirsiniz.

Cumhuriyet Savcısı veya Mahkemenin Davetine Uymak Zorunda mıyım?
Sanık/Şüpheli olarak Cumhuriyet Savcısı veya Mahkeme tarafından çağrılmanız durumunda bu davete uymaz ve haklı bir mazeret gösteremezseniz, savcı veya Mahkeme sizin zorla getirilmenize karar verebilir ya da hakkınızda yakalama kararı çıkartabilir.

Gözaltına Almak Ne Demektir?
Suç işlediği şüphesi olan kişinin Cumhuriyet savcısının gözetim ve denetimi altında hareket eden kolluk kuvvetleri (polis, jandarma) tarafından Cumhuriyet savcısının emri ile sorgulanmak üzere alıkonulmasıdır. Gözaltına alınan kişi, serbest bırakılmaz ise yakalama anından itibaren yirmidört saat içerisinde hâkim önüne çıkarılmalıdır. Yakalanan kişinin yakalama yerine en yakın hâkim veya mahkemeye gönderilmesi için gereken yol süresi yirmidört saatlik süreye dâhil değildir. Yol süresi on iki saati geçemez. Toplu olarak işlenen suçlarda, delillerin toplanmasındaki güçlük veya şüpheli sayısının çokluğu nedeniyle; Cumhuriyet savcısı gözaltı süresinin, her defasında bir günü geçmemek üzere, üç gün süreyle uzatılmasına yazılı olarak emir verebilir.

Konuşmak Zorunda mıyım?
Hayır. Susma hakkınızı kullanabilirsiniz; ancak kimliğinizle ilgili soruları doğru olarak cevaplamak zorundasınız. Aksi halde cezai yaptırım ve tedbirlerle karşılaşabilirsiniz.

Yalan Söylersem Ne Olur?
İfade verirken doğruları olduğu gibi söylemek sizin yararınızadır. Ancak sizi kimse buna zorlayamaz. Yalan tanıklık suçtur fakat sanığın yalan söylemesi hali suç olarak belirlenmemiştir. Ancak ceza yargılamasının vicdani kanaate dayalı olduğunu ve takdiri indirim nedenlerini uygulayıp uygulamamak konusunun hâkime bırakıldığını; yalan söylediğinizin anlaşılması halinde bu bakımlardan zora girebileceğinizi unutmamanız gerekir.

İfademi Değiştirebilir miyim?
Konuşmama hakkınız olduğu gibi önceki söylediklerinizi değiştirme hakkınız da bulunmaktadır. Ancak sık sık değiştirilen ifadenin iddia makamı veya mahkeme tarafından doğruyu söylememenin ve olayı saptırmaya çalışmanın işareti olarak kabul edilebileceğini unutmayınız.

Olayı Farklı Anlatsam Az Ceza Alır mıyım?
Bazı kişiler size olayları farklı anlatmanızı telkin edebilir. Bazen bu telkinlere uyarak olayları farklı anlattığı için alması gerekenden daha yüksek cezaya çarptırılan kişiler olmaktadır. Örneğin; uyuşturucu kullanmak suçundan sanık olan kişi kendisini kurtarmak adına olayı farklı anlattığı için uyuşturucu satıcısı konumuna girip, yüksek ceza alabilmektedir. Bu nedenle hukuki sürece ve sonuçlarına hâkim değilseniz bu tür yollara başvurmanın yarardan çok zarar getireceğini akılda tutunuz.

Avukat Tutmak Şart mıdır?
Ceza yargılaması çok ciddi birtakım sonuçlar doğurabilir, cezaevine girip, özgürlüğünüzden mahrum kalabilirsiniz. Bu nedenle avukatınızın bulunmasında büyük yarar vardır.

Tutuklama Nedir?
Suç işlediği yönünde kuvvetli şüphe altında olan bir kişinin bu şüphenin yanı sıra; kaçma, saklanma, delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme, tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı girişiminde bulunma eylemlerinden birisi bakımından da kuvvetli şüphe altında bulunması halinde, ceza yargılamasının sağlıklı devam etmesini temin amacıyla tedbir olarak kişi özgürlüğünden alıkonabilir. Tutuklama bir ceza değil, bir tedbirdir. Tutuklamayı gerektiren koşullar ortadan kalktığı anda kişi bırakılmalıdır. Kişinin tutuklu yargılanması dava sonunda mutlaka ceza alacağını göstermediği gibi, tutuksuz yargılanıyor olması da dava sonunda ceza almayacağı anlamına gelmez.

Tutuksuz Yargılanıyorum, Cezaevine Girmem!
Bu bilgi de tümüyle yanlıştır. Tutuksuz yargılandığı halde, ceza alıp cezaevine giren kişi sayısı çok fazladır. Tutuksuz yargılanmanız, hapis cezası almayacağınız anlamına gelmez. Tutuklu olmasanız dahi davayı ciddiye almalı, davada hazır bulunmalı ve mahkeme tarafından talep edilenleri en kısa sürede yerine getirmelisiniz.

Serbest Bırakmak Ne Demek?
Ceza yargılamasında kural olarak yargılama tutuksuz yapılır. Ancak yukarıda sayılan istisnai durumlarda ve zorunlu ise tutuklama tedbirine başvurulur. Kişilerin tutuksuz yargılanmak üzere bırakılması, yazılı ve görsel basında çoğu zaman “serbest bırakıldı” başlığı altında o kişinin ceza almayacağı veya beraat ettiği izlenimini verecek şekilde sunulmaktadır. Bu bir hatadır. Kişi tutuksuz yargılansa bile ceza davasının sanığıdır ve yaptırım tehdidi altındadır. Suçu sabit görülürse cezalandırılmasına karar verilir.

Savcı Beni Bıraktı, Beraat Etmiş mi Oldum?
Cumhuriyet savcısı her olayı tutuklama gerektirecek ciddiyette görmez. Bazı olaylar ise ciddi oldukları halde yasanın emrettiği tutuklama sebepleri mevcut değildir. Cumhuriyet savcısının sizi tutuklamaya sevk etmemesi dosyanın kapandığını göstermez. Hakkınızda takipsizlik (kovuşturmaya yer olmadığına dair karar) kararı verilmedikçe şüpheli konumunuz devam eder. Açılacak ceza davasında sanık olarak yargılanıp ceza almanız mümkündür.

Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar Ne Demektir?
Cumhuriyet savcısı önüne gelen her olayda dava açmakla yükümlü bir memur değildir. Olayları hukuk bilgisi ile tartar, ortada bir suç olup olmadığını ve suç varsa failini tespit etmeye yetecek delil olup olmadığını değerlendirir ve dava açıp açmamaya karar verir. Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar, Cumhuriyet savcısının ilgili olay hakkında dava açmamaya karar verdiğini gösterir. Bu karara itiraz etmek mümkündür. Yani mağdur veya suçtan zarar görenler Cumhuriyet savcısının kararının kaldırılıp, ilgili hakkında dava açılmasına karar verilmesi sağlamak için en yakın Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığına başvurabilirler. Ağır ceza mahkemesinin itiraz hakkında verdiği karar kesindir. Bu karar hakkında herhangi bir başka makama başvuru yapmak mümkün değildir.

Dava Açıldı, Şimdi Ne Olacak?
Hakkınızda ceza davası açıldıysa sanık sıfatı ile yargılanırsınız. Cumhuriyet savcısı tarafından yazılan iddianame, üzerinize atılı suçu ve sizin bu suçu işlediğinize dair delilleri içerir. Bu delillerin aksini gösteren tüm olguları mahkemeye sunabilirsiniz. Kamu makamları elindeki belgelerin getirilmesini talep edebilirsiniz. Tanıklarınızı bildirip dinlenilmelerini talep edebilirsiniz. Aleyhinize tanıklık yapan kişilere sorulması için mahkemeye soru yöneltebilirsiniz. Olayların nasıl olduğunu bildiren ifadeniz mahkeme önündeki en önemli araçlarınızdan birisidir. Ceza yargılaması hâkimin vicdani kanaatine dayandığı için sözlü olarak yapacağınız savunmalarınız önemlidir. Ancak mahkemeye bildireceğiniz her şeyi yazılı olarak da verebilirsiniz. Mahkeme önünde bulunmanız çok önemlidir. Avukatınız varsa ve her celseye katılmak sizin için zor olacaksa mahkemeden “duruşmadan bağışık tutulmak” için izin alarak duruşmalara katılmayabilirsiniz.

Dava Bitti!
Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmediği hallerde, dava hüküm verilmesi ile biter. Hüküm yargılamanın sona erdiğini ifade eder.
Mahkeme tarafından verilebilecek hükümler şunlardır:
• beraat,
• ceza verilmesine yer olmadığı,
• mahkûmiyet,
• güvenlik tedbirine hükmedilmesi,
• davanın reddi ve
• davanın düşmesi Hakkınızda verilen hüküm aleyhinize ise, temyiz yoluna başvurabilirsiniz.

Mahkûm Oldum, Şimdi Ne Olacak?
Hakkınızda hapis cezasına ilişkin bir mahkûmiyet kararı verildiyse, kararda belirlenen süreyi bir ceza infaz kurumunda tamamlamanız gerekir. Üç yıl veya daha az süreli hapis cezasına mahkûm olduysanız, cezanız kesinleştiğinde size çağrı kâğıdı adı verilen bir belge gönderilecektir. Çağrı kâğıdını aldıktan sonra on gün içinde cezanızı çekmek üzere Cumhuriyet Başsavcılığına başvurmanız gerekir. Üç yıldan fazla süreli hapis cezası almanız halinde ise hakkınızda doğrudan yakalama kararı çıkartılır.

Hükmün Açıklanmasının Ertelenmesi Ne Demektir?
Sanığa verilen ceza, iki yıl veya daha az süreli hapis veya adlî para cezası ise; mahkeme hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. Bu karar itiraza tabidir. Şayet sanık beş yıllık süre içinde kasten yeni bir suç işlemediği takdirde, açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak, davanın düşmesi kararı verilir. Aksi takdirde mahkeme mahkumiyet hükmünü açıklar.

Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kararı Hangi Durumlarda Verilebilir?
Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için;
• Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması,
• Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği kanaatine varılması,
• Mağdurun veya kamunun uğradığı zararın tamamen giderilmesi gerekir.

Kaynak:UYAP

Fatmanur Toprak Saygıner / Kahramanmaraş Avukat

Suç Mağduruyum; Ceza Davası Açacağım!
Ceza mahkemelerinde dava açmak yetkisi Cumhuriyet savcılarına aittir. Bir suç mağduru iseniz Cumhuriyet savcısına yapacağınız şikâyet üzerine savcı gerekli araştırmayı yapacak ve gerek görürse kamu adına ceza davası açacaktır.

Neler Savcılığa Şikâyet Edilmez?
Cumhuriyet Savcılıklarına şikâyet mutlaka suç ile ilgili olmalıdır. Kiranın ödenmemesi, boşanma, alacağın ödenememesi gibi hukuki konular savcılığın görev alanına girmez. Bunlar için dilekçe ile Hukuk Mahkemelerine başvurmamız gerekir. Bu konuda bir avukata başvurmanız yararlı olacaktır.

Şikâyet Nasıl Yapılır?
Şikâyet, Cumhuriyet Savcılığına veya kolluk makamlarına (polis, jandarma) giderek maruz kaldığınız suçu ve biliyorsanız faillerini ve cezalandırılmaları talebinizi bildirmeniz demektir. Olayları kısaca anlatan bir dilekçe götürmenizde yarar vardır ancak zorunlu değildir.

Şikâyetim Gerçek Değilse Ne Olur?
Şikayet ettiğiniz olayın gerçekten vuku bulmuş olması veya şikayet ettiğiniz kişinin gerçekten o suçun şüphelisi olması, en azından sizin bu şekilde düşünmenizin makul gerekçeleri bulunması gerekir. Kasıtlı olarak, olmamış bir olay hakkında şikayette bulunursanız “suç uydurma”; suç işlemediğini bildiğiniz bir kişi hakkında şikayette bulunursanız “iftira” suçları nedeniyle hakkınızda soruşturma başlatılabilir.

Ne Yapmam Gerekir?
Hukuk davaları tarafların iradeleri ile açılır ve devam eder. Oysa ceza davaları kamu adına yapılan bir taleple başlar ve Cumhuriyet savcısı davanın kamu adına tarafıdır. Bu nedenle usul işlemleri hukuk mahkemelerine göre daha basittir. Yetkili makamlara işlenen suçu bildirmeniz yeterlidir. Hukuk mahkemesinde olduğu gibi usul nedeniyle hak kaybına uğramanız söz konusu değildir.

Ben Yargı Sürecine Katılabilir miyim?
Ceza davasında yargılama kamu adına yapılır. Ancak devlet maruz kaldığınız suç nedeniyle size Cumhuriyet savcısının yanında belirli oranda yargılama sürecine katılma hakkı vermiştir. Şikâyetçi olmanız veya davaya katılmanız halinde yargı süreci boyunca çeşitli işlemlere dâhil olabilirsiniz.

Mağdur ve Şikâyetçi Arasında Ne Fark Var?
Mağdur bir suç işlenmesiyle hakları ihlal olan kişidir. Suçtan mağdur olan kişilerin devletten ilgili kişinin cezalandırılmasını talep etmelerine “şikâyet” denir. Her mağdur şikâyetçi olmayabilir. Bu nedenle böyle bir ayrım yapılmıştır.

Şikâyetçi Olmazsam Ne Olur?
Bazı hafif suçların kamu tarafından cezalandırılması mağdurun şikâyetine bağlanmıştır. Daha ağır suçlarda ise şikâyete gerek yoktur. Mağdur şikâyetçi olmasa dahi suçu işleyen kişi cezalandırılır. Ancak şikayetçi olmayan mağdur bazı medeni haklardan yararlanamaz.

Şikâyetle İhbar Aynı Şey midir?
Bir suç işlendiğinde kamu düzeni de yara alır. Bu nedenle kamu Cumhuriyet Savcılığına suçları takip etmek görevi yüklemiştir. Bir suçtan haberdar olan herkes bunu kolluk güçlerine veya Cumhuriyet Savcılığına bildirebilir. Şikâyet mağdur veya suçtan zarar gören kişilere tanınmış bir hak iken ihbar herkes tarafından yapılabilir. Şikâyetçi davaya katılma hakkına sahiptir, ihbar edenin böyle bir hakkı yoktur.

Peki, Davaya Katılmak Ne Demek?
Kamu davası açıldığında, şikâyetçi davaya katılarak dava boyunca yapılacak usuli işlemlerin tarafı olabilir. Davaya katılmak bir usul işlemidir, katılma isteğini mahkemeye beyan etmekle yapılır. Mahkeme katılma talebini uygun bulursa katılan mahkemenin yaptığı işlemlerde taraf olur. Örneğin tanık gösterebilir, dinlenilen tanığa mahkeme aracılığı ile soru yöneltebilir, kararın aleyhine temyiz yoluna gidebilir. Katılma; fiilen davaya girmek, her celse orada olmak anlamına gelmez. Mahkeme usulü açısından davaya taraf olmak demektir.

Avukat Gerekli mi?
Mağdur veya suçtan zarar gören kişiler adına kamu görevlileri gerekli işlemleri yapacaktır. Ancak bunlar çocuk, sağır, dilsiz veya kendisini savunamayacak derecede akıl hastalarına doğrudan avukat ataması yapılacaktır. Kendinizi bir avukatla temsil ettirmenizde her zaman yarar vardır ancak bu bir zorunluluk değildir. Cinsel saldırı suçu ile alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçların mağduru olan kişiler davaya katılmış olmaları şartıyla baro tarafından kendilerine avukat görevlendirilmesini isteyebilirler. Mağdur veya suçtan zarar görenin çocuk, sağır ve dilsiz veya kendisini savunamayacak derecede akıl hastası olması halinde avukatı olması bir yasal zorunluluktur. Avukatları yoksa Baro tarafından kendilerine avukat atanır. Bu avukatların ücretleri ileride haksız çıkan taraftan alınır. Ya da beraat halinde devlet üzerinde kalır.

Uzlaşma Hakkınızı Nasıl Kullanabilirsiniz?
Cumhuriyet Savcısı kanunun izin verdiği hallerde, faili savcılığa davet eder. Suçtan dolayı sorumluluğu kabul edip etmediğini sorar. Fail suçu ve fiilden doğmuş olan maddi ve manevi zararların tümünü veya büyük bir kısmını ödemeyi veya zararları gidermeyi kabul ederse durumu size bildirilir. Siz de verilmiş zararın tümü ile veya büyük bir kısmının giderilmesini özgür iradenizle kabul eder ve uzlaşacağınızı bildirirseniz soruşturma sürdürülmez.

Fatmanur Toprak Saygıner / Kahramanmaraş Avukat

 

Dava Açmak Ne Demektir?
Dava açmak bir kişi veya kuruluş aleyhinde mahkeme önünde bir hak talebinde bulunmak demektir. Haksızlığa uğradığınızda, hakkınızı alamadığınızda mahkemeler araya girecek “Türk Milleti adına” yargılama yaptıktan sonra hakkınızı size teslim edecektir.

Dava Nasıl Açılır?
Dava mahkemeye vereceğiniz bir dilekçe ile açılır. Bu dilekçede olması gerekenler aşağıda belirtilmiştir. Dava dilekçesi, dava harca tabi ise harç ve gider avansının, harca tabi değil ise sadece gider avansının tahsil edilmesinden sonra ilgili mahkemeye kayıt olur ve bu tarihte davanız açılmış olur.

Dava Açmak Bu Kadar Basit mi?
Evet, dava açmak “yetkili mahkemeye” dava dilekçenizi dava harcı ve gider avansı ile birlikte teslim etmekten ibarettir. Bu tarif kolay görünse de dava açmak önemli yasal sonuçları olan ve mali yük getirmesi ihtimali bulunan ciddi bir iştir.
Unutmayınız ki; davayı açmak işlemi basit olsa da işin kendisi son derece ciddidir ve bazen uzun süre alır. Bu hususu mutlaka göz önünde bulundurmalı ve yaptığınız işin göründüğü kadar basit olmadığını, sonuçlarının çok ciddi olabileceğini bilmelisiniz.

Davalar Uzun Sürer mi?
Adalet Bakanlığı istatistiklerine göre 2010 yılında bir hukuk davasının karara bağlanması Türkiye genelinde ortalama 209 gün almıştır. Bu süre mahkemelere göre değişiklik göstermektedir.
Örneğin 2010 yılında bir dava ortalama olarak;
Fikri Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinde 544 günde,
Asliye Ticaret Mahkemesinde 455 günde,
İş Mahkemesinde 446 günde,
Aile Mahkemesinde 165 günde,
Sulh Hukuk Mahkemesinde 109 günde karara bağlanmıştır.

Dava Açmasam Daha mı İyi?
Haksızlığa uğradığınızı düşündüğünüz durumlarda mahkemelere başvurup hakkınızın size iade edilmesini talep etmek anayasal hakkınızdır. Bu hakkınızı kullanmaktan çekinmeyiniz. Ancak bu hakkınızı kullanırken konuyu etraflıca değerlendirmeniz gerekir. Davayı kazanma ihtimalinizi, kaybettiğiniz takdirde davanın size kaç liraya ve ne kadar zamana mal olacağını önceden hesaplamanız lehinize olacaktır.

Dava Açarken Para Yatıracak mıyım?
Dava açarken, davacı olarak belli bir miktar yargılama harcı ile davada yapılacak masrafların oluşturduğu ve her yıl Adalet Bakanlığı’nca yayınlanan listede gösterilen miktar kadar gider avansını mahkemeye yatırmanız gerekir. Davayı kazanmanız halinde bu giderleri ve harç parasını karşı taraftan geri alabilirsiniz.

Davamı Nerede Açmalıyım?
Davalar yetkili ve görevli mahkemelerde açılmalıdır. Hangi tür mahkemenin görevli olduğunu tespit ettikten sonra, hangi yer mahkemesinin yetkili olduğunu da belirlemeniz gerekir. Bu sorunun kısa bir cevabı olmadığı ve hatalı mahkemeye başvurmak zaman, para ve hak kayıplarına yol açabileceği için davanızı açmadan önce bu konuda bir avukattan profesyonel yardım almanız faydalı olacaktır.

Dava Açmadan Önce Neleri Bilmem Gerekir?
Bir avukat yardımından faydalanmayacak iseniz aşağıdaki soruları kendi kedinize sorunuz;
a) Dava açmak için yeterli bilgiye sahip olduğunuza emin misiniz?
b) Davanızı takip etmek konusunda kararlı mısınız? Dava açtıktan sonra takip etmeyi ihmal etmeniz, davanızın reddedilmesine veya açılmamış sayılmasına neden olabilir.
c) Davanızın olumsuz sonuçlanması halinde ne gibi sonuçlar doğuracağını değerlendirdiniz mi? Bir avukatınız varsa sizi bu konularda tam olarak bilgilendirmesini talep ediniz;
a) Davanızın size maliyeti ne olacaktır? (Dava harcı, masraflar ve avukatlık ücreti vs.)
b) Davayı kaybetmeniz halinde katlanacağınız ek maliyet ne olacaktır? (Tamamlanacak dava harcı, karşı tarafa ödenecek avukatlık ücreti, mahkeme masrafları vs.)
c) Uğradığınız haksızlığın giderilmesi için başvurulabilecek başka hukuki yöntemler var mı?

Dava Dilekçeniz Nasıl Olmalı?
Dilekçeniz davada en önemli aracınızdır. Dilekçenizde dava açmanıza neden olan şeyi özlü biçimde anlatmanız gerekir. Gereğinden uzun yazmak, gereksiz ayrıntılara boğmak, davayla ilgisiz konuları, kişileri ve olayları anlatmak davanıza zarar verebilir. Aynı şekilde gereğinden kısa yazılmış, önemli hukuki noktaları atlanmış bir dilekçe de davanıza zarar verebilir. Bu nedenle dilekçenizin özenle hazırlanması gerekir. Dilekçenizi maddeler halinde yazmak, varsa ekler ve delilleri bir liste halinde yazmak ve arkasına ekler ve delilleri sıra numarası ile koymak, yararlı olacaktır.

Dava Dilekçesinde Bulunması Gerekenler Nelerdir?
1. Dava açacağınız Mahkemenin adı
2. Adınız soyadınız, TC kimlik numaranız, açık adresiniz
3. Karşı tarafın (Davalının); adı soyadı (kurum ise unvanı), TC Kimlik numarası, adresi
4. Mümkün olduğunca açık ve öz şekilde aşağıdaki hususları dilekçenizde belirtiniz
a. Davanızın konusu, mal varlığına ilişkin davalarda dava konusunun değeri
b. Davayı açma nedeniniz
c. Talebiniz (dava sonucu elde etmek istediğiniz sonuç)
d. Yasal dayanaklarınız e. Delilleriniz
i. Dilekçeniz arkasına delil listesi ekleyerek tüm delillerinizi sıra ile yazınız
ii. Elinizde olan delilleri dilekçeniz ekinde sıra numarası vererek sununuz
iii. Elinizde olmayan delillerin nereden temin edileceğini açık şekilde yazınız
f. Davaya konu olayın (şeyin) gerçekleştiği tarih ve sizin öğrendiğiniz tarih
g. Varsa dava konusu ile ilgili içtihatlar (önceki kesinleşmiş mahkeme kararlarından örnekler)

Avukat Tutmak Zorunlu mudur?
Hayır, avukat tutmak zorunlu değildir. Ancak bir avukatın size çok yardımı olacağını unutmayınız. Hukuk ve usul konusunda bilgi sahibi olduğunuza kesin olarak emin değilseniz bir avukatın yardımına başvurunuz. Mali durumunuz avukat tutmaya uygun değilse bulunduğunuz il barosuna başvurarak size “Adli Yardım” kapsamında avukat atanmasını talep etme hakkına sahip olduğunuzu unutmayınız.

Dava Açmak Masraflı mıdır?
Evet, dava açmak masraflı olabilir. Ülkemizde yargı masrafları Avrupa ülkelerindeki örneklere göre düşüktür. Yine de davanın türüne ve süresine göre masrafların ciddi boyuta gelmesi söz konusu olabilir. Bu konuda hazırlık yapmanız ve muhtemel masrafları önceden öğrenmeniz gerekir. Dava süreci boyunca masraflar kural olarak dava açan kişiden alınır. Masrafı yatırmadığınız takdirde mahkeme ilgili işlemden vazgeçtiğinizi varsayar, bu durum davanıza zarar verebilir.

Masrafları Geri Alabilir miyim?
Davayı kazandığınız zaman Mahkeme masrafların karşı taraftan alınarak size ödenmesini emreder. Ancak size ödenecek masrafların sadece yargılama masrafları olduğunu unutmayınız. Davaya hazırlık için yaptığınız masraflar, ulaşım giderleri, avukatınıza ödediğiniz vekâlet ücreti gibi bazı masraflar size geri ödenmeyecektir.

Dava Bittiğinde Hakkımı Doğrudan Alabilir miyim?
Kural olarak mahkeme kararlarına dayanarak icra takibi başlatabilmek için kararların kesinleşmiş olması gerekmez. Ancak kişiler hukuku, aile hukuku ve taşınmaz mal ile ilgili ayni haklara ilişkin kararlar kesinleşmedikçe icra edilemez.
İdari yargı mercilerinin kararları kesinleşmese dahi idari makamlarca 30 gün içerisinde yerine getirilmelidir.

Mahkeme Kararı Kesinleşti. Şimdi Ne Olacak?
Mahkemeyi kaybeden taraf kendiliğinden mahkemenin emrettiği kararı yerine getirebilir ve size mahkeme masraflarını da ödeyebilir. Bunu yapmadığı takdirde icra dairesine başvurup kararın icra kanalıyla yerine getirilmesini sağlamanız gerekir.

Karşı Taraf Bulunamazsa Ne Olur?
Savunma hakkı anayasal bir haktır. Mahkeme hiç kimse hakkında kendiliğinden karar vermez. Bir davetiye göndererek hakkında dava açıldığını bildirir, dava hakkında diyeceklerini sorar, kararını verirken onun savunmasını da göz önünde bulundurur. Ancak kişilerin ortadan kaybolarak, davalardan kurtulmaları da başkalarının hakkını ihlal edecektir. Bu nedenle, bu hakkın kötüye kullanılmasını önlemek amacıyla resmi kayıtlarda bulunan adrese tebligat ve ilan yoluyla tebligat imkânı da tanınmıştır.

Benim Eski Adresime Tebligat Yapılırsa Ne Olur?
Yeni adresinizi bildirmek sizin sorumluluğunuzdur. Kendisine veya adresine kanunun gösterdiği usullere göre tebliğ yapılmış olan kimse, adresini değiştirirse, yenisini hemen tebliği yaptırmış olan yargı merciine bildirmeye mecburdur. Bu takdirde bundan sonraki tebliğler bildirilen yeni adrese yapılır. Adresini değiştiren kimse yenisini bildirmediği ve adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresi de tespit edilemediği takdirde, tebliğ olunacak evrakın bir nüshası eski adrese ait binanın kapısına asılır ve asılma tarihi tebliğ tarihi sayılır. Bundan sonra eski adrese çıkarılan tebliğler muhataba yapılmış sayılır.

Dava Açarken Kimden Yardım Alabilirim?
Dava açmak için bir avukatın yardımına başvurmak en doğrusudur. Bu alanda yeterli bilgiye sahip olduğunuza inanıyorsanız kendiniz de dava açabilirsiniz. Hukukçu olmayan kişilerin yardımıyla hareket etmeniz aleyhinize çok ciddi sonuçlar doğurabileceğinden bu kişilerin yardımına başvurmayınız. Arzuhalci olarak tabir edilen kişilerin yönlendirmesi ile hareket etmenin hak kayıplarına neden olabileceğini unutmayın.
Dava Açacağım Mahkeme Bana Yardımcı Olur mu?
Hayır. Mahkemeler danışmanlık yapmazlar. Mahkeme hâkimi de, mahkemede görevli diğer kişiler de size açacağınız dava konusunda yardımcı olamaz, yol gösteremez.

Davamı Açtım, Mahkeme Bana Yardımcı Olur mu?
Hukuki olmayan işlerde mahkeme çalışanları size yardımcı olacaklardır. Ancak hukuki konularda onlardan size danışmanlık yapmalarını beklememelisiniz. Örneğin; bir dilekçe teslim ederken yanında posta pulu vermeniz gerekip gerekmediğini mahkeme çalışanları size bildireceklerdir. Ancak dilekçenizin içeriği hakkında yorum yapamazlar, nasıl yazmanız gerektiğini size söylemezler.

Hâkimle Görüşsem Faydası Olur mu?
Devam eden dosyanız hakkında hâkimle görüşmeniz doğru değildir. Hâkimlerin dosya üzerinde görüş açıklamaları, kararlarını önceden taraflardan birine söylemeleri mümkün değildir. Bu konuda ısrarcı davranmanız aleyhinize ciddi sonuçlar doğurabilir.

İnternet Güvenilir Bir Kaynak mıdır?
Hayır, internet her zaman güvenilir bir kaynak değildir. Ancak güvenilir olduğuna emin olduğunuz bazı siteler size yararlı olacaktır. Adalet Bakanlığına, Yargı Kurumlarına, Barolara ait sitelerden veya güvenilir olduğuna kesinlikle emin olduğunuz özel kişilere ait sitelerden yararlanabilirsiniz. Forumlar, güvenilir olduğuna emin olmadığınız siteler, kaynağı belirsiz yazılar, zincir e-postalar gibi kaynaklara güvenerek hareket etmeniz çok ağır sonuçlar doğurabilir. İnternet yoluyla elde ettiğiniz bilgileri mutlaka güvenilir kaynaklardan doğrulayarak kullanmanız gerekir.

İnterneti Dava Dilekçem İçin Kaynak Olarak Kullanabilir miyim?
Kişilerin çok farklı amaçlarla koyduğu gerçek olmayan yazılar, tahrif edilmiş mahkeme kararları, başı veya sonu kesilerek alıntı yapıldığı için anlamı değişmiş makaleler gibi pek çok yazı internette dolaşmaktadır. Özensiz hazırlanan web siteleri bu yazıları kaynak göstermeksizin tekrar tekrar kullanarak yayılmasına neden olmakta, hukukçu olmayan kişiler forumlar vasıtasıyla bu sakıncalı yazıları ve tahrif edilmiş mahkeme kararlarını elden ele dolaştırmaktadır. Bu bilgileri dilekçenizde kullanmayınız, dilekçenize ek olarak koymayınız.

Bu Sakıncadan Kendimi Nasıl Koruyabilirim?
Öncelikle güvenilir olduğundan kesinlikle emin olmadığınız tüm kaynaklardan uzak durunuz. Ayrıca dilekçenizde yer alan ve sizin yazmadığınız her şey için kullandığınız kaynağı mutlaka belirtiniz. Bunun en kolay yolu parantez işareti ( ) kullanmaktır. Örnekler:
• Yargı yetkisi Türk Milleti adına bağımsız mahkemelerce kullanılır. (Anayasa, madde 9)
• Kat mülkiyetine ilişkin bu konuda mahkeme kararları istikrar kazanmıştır. (Ahmet İyibilen, Kat Mülkiyeti Hukuku, sayfa 85)
• Dilekçemizde izah ettiğimiz gibi Yargıtay 19. Hukuk Dairesi de 2006/6070 E. sayılı kararında vekâletle ipotek tesisi için vekâletnamede açık yetki bulunması gerektiğini belirtmiştir. (Örneği dilekçe ekinde sunulan karar UYAP Mevzuat programından alınmıştır.)
Yukarıda verilen örneklerde olduğu gibi kaynağınızı açıkça göstermeniz mahkemenin yazdığınız konunun doğruluğunu rahatça araştırmasını sağlar. Daha önemlisi bir yanlışlık söz konusu ise sorumlusunun siz olmadığını gösterir.

Mahkeme Kararlarından Örnekler Koymak Gerekli midir?
Dava açmadan önce aynı konuda verilmiş mahkeme kararlarına bakmanız ve dilekçenizi hazırlarken bu kararlardan faydalanmanız yararlı olacaktır. Ancak dilekçe ekinde mahkemeye sunmanız bir zorunluluk değildir. Dayandığınız kararların kesinleşmiş kararlar olması ve tahrif edilmiş kararlardan sakınabilmeniz için mutlaka güvenilir bir kaynaktan alınmış olması gerekir.

Kaynak:UYAP

Fatmanur Toprak Saygıner / Kahramanmaraş Avukat

 

Adliyeden Bir Kâğıt Geldi!
Mahkeme, Cumhuriyet Savcılığı veya icra dairelerinden size gelen her “kâğıt” resmi bir işlem hakkında size bilgi vermek için gönderilmiştir. Bu kurumlar tarafından gönderilen kâğıda da “Tebligat” adı verilir.

Adliyeden Yazı Gelince Ne Yapmalıyım?
Üzerini dikkatle okursanız gereken tüm bilgilerin yazılı olduğunu göreceksiniz. Eğer bu bilgilerin karmaşık veya anlaşılmaz olduğu düşüncesinde iseniz bir avukatın yardımını almalısınız. Elinizde tebligat ile birlikte adliyeye gittiğinizde Danışma Masasındaki görevliler de size yardımcı olacaktır. Adliyeden gelen her yazının resmi bir iş sebebiyle gönderildiğini ve büyük ihtimalle süreli olduğunu unutmayınız.

Tebligat Ne Hakkındadır?
Tebligat size bir hukuki işin haber verilmesi için gönderilmiştir. Devlet sizin aleyhinize veya lehinize olabilecek bir iş hakkında sizin ifadenize veya yardımınıza ihtiyaç duyulduğunda size haber vermekte ve sizin kendi hakkınızı savunmanızı veya bilgi veya görgünüzü anlatmanızı veya şikâyetlerinizi dile getirmenizi beklemektedir. Unutmayınız ki tebligat her konuda olabilir. Tanık olarak çağrılmanız, borcunuz olduğu için aleyhinizde icra takibi başladığının bildirilmesi, dava gününün bildirilmesi gibi pek çok değişik konuda tebligat gönderilir. Hangi mahkeme veya makam tarafından ne sebeple gönderildiği tebligatın üzerinde yazılıdır. Lütfen dikkatle okuyunuz.

Tebligatı Kim Gönderdi Nereden Anlarım?
Tebligatın sol üst köşesinde gönderen makamın ismi yazılıdır. Örneğin; Kahramanmaraş 2. İcra Dairesi, Kahramanmaraş Asliye Hukuk Mahkemesi gibi. Ayrıca hangi işe ait olduğunu belirten bir numara vardır. Bu numaraya esas numarası adı verilir.

Esas Numarası Nedir?
Mahkemeler işleri düzenli olarak yürütebilmek için her dosyaya ayrı bir numara verir. Bu numara esas numarası olarak adlandırılır ve “E:” şeklinde kısaltılır. Esas numarasının basit bir mantığı vardır. İlk bölümü davanın açıldığı yılı ikinci bölümü ise o yıl içerisinde açılan kaçıncı dava olduğunu gösterir: “E: 2009/65” veya “E: 09/65” şeklinde yazılır. Her mahkeme ayrı numara verdiği için dosyalar Mahkeme adı ile birlikte anılır. Örneğin; Kahramanmaraş Ağır Ceza Mahkemesi E:08/103.

Tebligatı Ne Yapayım?
Tebligatı mutlaka saklayınız. Üzerinde yazan bilgiler size gerekli olacaktır.

Tebligatı Aldım, Hiçbir İşlem Yapmasam Olmaz Mı?
Halk arasında “tebligatı alınca hiçbir iş yapmazsam hukuki süreç başlamaz” şeklinde bir yanlış inanış vardır. ASLA tebligatı alınca hiçbir şey yapmama yanlışına düşmeyiniz. Tebligat size geldiğinde bir hukuki işlem başlamıştır. Susmak demek, hakkınızı tehlikeye atmak demektir. Hukuk mahkemelerinde davaya cevap vermediğinizde aleyhinizdeki iddiaları reddettiğiniz varsayılır; ancak davayı takip etmediğinizde mahkemeye delil göstermek ve karşı tarafın gösterdiği delillere cevap vermek başta olmak üzere, pek çok hakkınızdan vazgeçmiş olursunuz. İcra dairelerinden gelen “ödeme emri” gibi tebligatları aldıktan sonra hiç bir şey yapmamanız ise çeşitli hak kayıplarına yol açabilir.

Hiçbir İşlem Yapmasam Ne Olur?
Unutmayın ki; devlette işler sürüncemeye bırakılmaz. Her işin bir süresi vardır. Tebligatı aldığınız anda o süre işlemeye başlamıştır. İtiraz hakkınızı kaybedebilirsiniz, hak kaybına uğrayabilirsiniz, borç altına girebilirsiniz, borcu kabul etmiş sayılabilirsiniz, hatta bazı durumlarda polis tarafından zorla götürülebilirsiniz.

Tebligatı Muhtara Bırakmışlar, Almasam Olmaz Mı?
Evde yoksanız ihbar kapıya yapıştırılıp tebligat muhtara bırakılır. Tebligat muhtara bırakıldığı gün size bırakılmış sayılır. Almasanız dahi süreler işlemeye başlamıştır. Yukarıda sayılan tüm olumsuz durumlar başınıza gelebilir.

Tebligatı Eski Adresime Göndermişler, Haberim Olmadı!
Daha önce adli birimlerden tebligat aldığınız adresiniz değişmiş ise yeni adresinizi bildirmek sizin sorumluluğunuzdur. Yeni adresinizi bildirmez iseniz nüfus müdürlüğünde kayıtlı olan adresinize tebligat yapılır. Bu nedenle mutlaka güncel adresinizi nüfus müdürlüğüne bildiriniz.

Nüfus müdürlüğünde kayıtlı adreste hiç oturmamış olsanız veya adresten ayrılmış olsanız bile, tebliğ memuru tebliğ edilecek evrakı, o yerin muhtarı veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza karşılığında teslim eder. Ayrıca teslim edilen yerin adresini ihbarnameye yazarak, bu ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırır. Kapıya yapıştırma tarihi tebliğ tarihi sayılır.

Nüfus müdürlüğünde kayıtlı adresinizin olmaması durumunda ise tebliğ olunacak evrakın bir nüshası eski adrese ait binanın kapısına asılır ve asılma tarihi tebliğ tarihi kabul edilir. Bundan sonra eski adresinize çıkarılan tebliğler muhataba yapılmış sayılır.

Kaynak:UYAP

Avukat Fatmanur Toprak Saygıner / Kahramanmaraş avukat

İş Hukukunda Mobbing (Yıldırma, Bezdiri) nedir?
Türk Dil Kurumu’nun İngilizce mobbing kelimesine karşılık bulduğu isim Bezdiri’dir. Mobbing ya da bezdiri TDK sözlüğünde “İş yerlerinde, okullarda vb. topluluklar içinde belirli bir kişiyi hedef alıp, çalışmalarını sistemli bir biçimde engelleyip huzursuz olmasına yol açarak yıldırma, dışlama, gözden düşürme” olarak tarif edilmektedir. Mobbingin varlığı İş Mahkemelerinde kabul edilerek bu konuda hükümler kurulmuştur. Ankara 8.İş Mahkemesi 2006/19 E ve 2006/625 Karar nolu ilamında mobbingi “işyerinde bireylere üstleri, eşit düzeyde çalışanlar ya da astları tarafından sistematik biçimde uygulanan hertür kötü muamele, tehdit,şiddet, aşağılama vb. davranışları içermektedir.”şeklinde tarif etmiştir. İşyerinde bu ve benzeri psikolojik bezdirme amaçlı davranışlara muhatap oluyorsanız aşağıdaki hukuki haklarınızı kullanarak haklarınızı elde edebilirsiniz.
Yargıtay 9. Dairesi ise mobbing ile ilgili kararında şu cümlelere yer vermiştir. “Mobbing kavramı, işyerinde bireylere üstleri, eşit düzeyde çalışanlar ya da astları tarafından sistematik biçimde uygulanan hertür kötü muamele, tehdit, şiddet, aşağılama vb davranışları içermektedir.”
Çalışma yaşamında hep var olan fakat görmezden gelinen mobbing, bir çok iş yerinde hala çok sayıda çalışanın kabusu olmaya devam etmektedir. Bazen hakaretle, ayıplamayla bazen de normalin üzerinde aşırı iş yükü yükleyerek kendini gösteren bu davranışa maruz kalmak çalışanın hem psikolojik hem de fizyolojik olarak etkilenmesine neden olabilmektedir.
Mobbing, daha çok işverenin, işçinin kendiliğinden işten ayrılmasını sağlamak için başvurduğu yöntemler olarak görülmektedir. Oysa haksız eleştiri, hata bulmak, dışlamak, yok saymak, sosyal toplantılara çağırmamak, odaya girdiğinde konuyu değiştirmek, alay etmek, kılık kıyafetiyle dalga geçmek, masasının üzerinden eşyalarını yok etmek ve buna benzer davranışlar mobbing kapsamındaki hareketlerdir. Başka anlatımla psikolojik tacizdir.
İşyerindeki psikolojik taciz mobbingdeki amaç ; kasıtlı olarak bir takim davranışlarla işçiyi iş yaşamından dışlamaktır. Bu yöntemle işçinin tazminat almadan işyerinden ayrılması amaçlanmaktadır.
Gelişmiş ülkelerde cinsel tacizin de önüne geçen mobbing çoğunlukla beyaz yakalılar ya da üst düzey yönetim kademesinde çalışanlar tarafından uygulanmakta ve üst düzey yöneticilerde bir meslek hastalığı olarak görülmektedir.
Mobbing tavrı; Çocukluk çağında kişiliğini tam olarak oluşturamamış problemli kişilerin; işçi üzerindeki tahakkümüdür aslında. Bu işin psikolojik yanı. Mobbing sanıldığının aksine bayanları değiş erkek işçileri mağdur etmektedir.
Organizasyon bozukluğunun daha fazla olduğu işyerlerinde ise disiplin getirmek, verimliliği artırmak, refleksleri koşullandırma (askeri disiplin) amacıyla psikolojik taciz uygulanmaktadır Psikolojik tacize maruz kalan bireyler; bıktırma, yıldırma, dışlanma, kurumun hizmetlerinden yoksun bırakılma, aşağılanma, izin ve görevlendirilmelerde yararlandırılmama, zorla tayin gibi psikolojik tacize neden olabilecek tutum ve davranışlara maruz kalabilmektedir.
Mobbing-bezdiri şekillerinin sınıflandırılması
1- İzolasyon; yok sayma, görmezlikten gelme, dikkate almama, söz yöneltmeme,mağdurun sorduğu bir soruyu başkasına dönerek ya da ortaya cevaplama.
2- Hakaret; mesleki ya da kişisel konumunu hedef alan argo ya da küfür içeren sözler söyleme. Ortaya kaba, yüz kızartıcı laflar atma.
3- Yineleme; belli aralıklarla mağdurun canının nasıl acıyacağını bilerek yakıcı sözler söyleme. şok etkisi yaratan bu sözler doğrudan ya da dolaylı olarak yöneltilir.
4- Sürekli olumsuz eleştirme; hiç takdir ya da teşekkür etmeme. İş eksiksiz yapılsa bile bir tarafına kulp takma.
5- Yük yükleme; mevcut sorumluluk ve günlük iş yükünün üzerine mantıklı olmayan, istenen sürede bitirilmesi güç işler yükleme. Bilgi ve becerisinin üstünde ya da altında işler talep etme.
6- Söylenti yayma;mağdur hakkında doğru ya da yalan bilgileri şirket içine yayma, duyurma. Mağdurun işi ya da özel yaşamıyla ilgili bilgileri izinsiz üçüncü kişilere aktarma.
7- Kınama; mağdurun bir düşüncesinden, davranışından ya da tutumundan dolayı kınanması ve devamında yaftalanarak dışlanması.
8-Fiziksel şiddet ;mağdurun mobbingci ya da destekçileri tarafından masasına, sandalyesine, özel eşyalarına sertçe vurulması, elle ya da ayakla itilmesinden başlayarak kazaymış gibi çarpılması,itilmesi, çelme takılması, hatta tartaklanması, tokat atılması ve dövülmesine kadar uzanabilen bir zincir.
9- Cinsel taciz; mağdura mimik, jest ve sözle cinsel imalarda bulunulması, fiziksel olarak sandalyesine, masasına ve vücuduna haddinden fazla yaklaşarak cinsel sataşma ya da önerilerde bulunulması, elle sarkıntılık , zor da kullanarak tenha bir yere götürülmek istenmesi.
Mobbing eylemini çalışma yaşamı için ilk defa kullanan Heinz Leymann mobbing davranış türlerini beş grupta toplamıştır.
1- Kendini göstermeyi engelleme; sözünü kesmek, yüksek sesle azarlamak şeklinde gerçekleşen davranışlar,sürekli eleştiri
2- Sosyal ilişkilere saldırı; çalışan iş ortamında yokmuş gibi davranılması, iletişimin kesilmesi
3- itibara saldırı; asılsız söylenti, hoş olmayan imalar
4- Mesleki durumuna saldırı ; nitelikli iş verilmemesi, anlamsız işler verilip sürekli yer değiştirilmesi
5- Kişinin şahsına doğrudan saldırı; fiziksel şiddet tehdidi

Konu ile ilgili yasal düzenlemeler
4857 Sayılı yasanın “Eşit davranma ilkesi” başlıklı 5. maddesi
MADDE 5 – İş ilişkisinde dil, ırk, cinsiyet, siyasal düşünce, felsefi inanç, din ve mezhep ve benzeri sebeplere dayalı ayırım yapılamaz. İşveren, esaslı sebepler olmadıkça tam süreli çalışan işçi karşısında kısmi süreli çalışan işçiye, belirsiz süreli çalışan işçi karşısında belirli süreli çalışan işçiye farklı işlem yapamaz. İşveren, biyolojik veya işin niteliğine ilişkin sebepler zorunlu kılmadıkça, bir işçiye, iş sözleşmesinin yapılmasında, şartlarının oluşturulmasında, uygulanmasında ve sona ermesinde, cinsiyet veya gebelik nedeniyle doğrudan veya dolaylı farklı işlem yapamaz. Aynı veya eşit değerde bir iş için cinsiyet nedeniyle daha düşük ücret kararlaştırılamaz. İşçinin cinsiyeti nedeniyle özel koruyucu hükümlerin uygulanması, daha düşük bir ücretin uygulanmasını haklı kılmaz. İş ilişkisinde veya sona ermesinde yukarıdaki fıkra hükümlerine aykırı davranıldığında işçi, dört aya kadar ücreti tutarındaki uygun bir tazminattan başka yoksun bırakıldığı haklarını da talep edebilir. 2821 sayılı Sendikalar Kanununun 31 inci maddesi hükümleri saklıdır. 20 nci madde hükümleri saklı kalmak üzere işverenin yukarıdaki fıkra hükümlerine aykırı davrandığını işçi ispat etmekle yükümlüdür. Ancak, işçi bir ihlalin varlığı ihtimalini güçlü bir biçimde gösteren bir durumu ortaya koyduğunda, işveren böyle bir ihlalin mevcut olmadığını ispat etmekle yükümlü olur.”
4857 sayılı yasanın “Çalışma koşullarında değişiklik ve iş sözleşmesinin feshi” başlıklı 22. maddesi
MADDE 22 – İşveren, iş sözleşmesiyle veya iş sözleşmesinin eki niteliğindeki personel yönetmeliği ve benzeri kaynaklar ya da işyeri uygulamasıyla oluşan çalışma koşullarında esaslı bir değişikliği ancak durumu işçiye yazılı olarak bildirmek suretiyle yapabilir. Bu şekle uygun olarak yapılmayan ve işçi tarafından altı işgünü içinde yazılı olarak kabul edilmeyen değişiklikler işçiyi bağlamaz. İşçi değişiklik önerisini bu süre içinde kabul etmezse, işveren değişikliğin geçerli bir nedene dayandığını veya fesih için başka bir geçerli nedenin bulunduğunu yazılı olarak açıklamak ve bildirim süresine uymak suretiyle iş sözleşmesini feshedebilir. İşçi bu durumda 17 ila 21 inci madde hükümlerine göre dava açabilir. Taraflar aralarında anlaşarak çalışma koşullarını her zaman değiştirebilir. Çalışmakoşullarında değişiklik geçmişe etkili olarak yürürlüğe konulamaz.
6098 sayılı yasanın 417. maddesi
“MADDE 417 – İşveren, hizmet ilişkisinde işçinin kişiliğini korumak ve saygı göstermek ve işyerinde dürüstlük ilkelerine uygun bir düzeni sağlamakla, özellikle işçilerin psikolojik ve cinsel tacize uğramamaları ve bu tür tacizlere uğramış olanların daha fazla zarar görmemeleri için gerekli önlemleri almakla yükümlüdür. İşveren, işyerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak; işçiler de iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her türlü önleme uymakla yükümlüdür. İşverenin yukarıdaki hükümler dahil, kanuna ve sözleşmeye aykırı davranışı nedeniyle işçinin ölümü, vücut bütünlüğünün zedelenmesi veya kişilik haklarının ihlaline bağlı zararların tazmini, sözleşmeye aykırılıktan doğan sorumluluk hükümlerine tabidir.”
TMK 24.maddesi
Madde 24 – Hukuka aykırı olarak kişilik hakkına saldırılan kimse, hakimden, saldırıda bulunanlara karşı korunmasını isteyebilir. Kişilik hakkı zedelenen kimsenin rızası, daha üstün nitelikte özel veya kamusal yarar ya da kanunun verdiği yetkinin kullanılması sebeplerinden biriyle haklı kılınmadıkça, kişilik haklarına yapılan her saldırı hukuka aykırıdır.
Yine mevzuat bağlamında, işyerinde psikolojik taciz (mobbing) ile ilgili 19.03.2011 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanmış olan 2011/2 sayılı genelge yayınlanmıştır.
İşçi işyerindeki kendine karşı mobbingi ıspatlaması kapsamında yazılı olarak işyerine şikayetini bildirmeli ya da bu mümkün değilse işverenini Bölge Çalışma Müdürlüğü’ne şikayet yapmalıdır. Tanık olabilecek kişilerle yaşadığı psikolojik baskıyı ıspat yoluna gitmelidir. Mobbinge maruz kalan işçi; gerek 4857 sayılı İş Yasası uyarınca iş akdini mobbingi gerekçe göstererek haklı olarak feshedebilir kıdem tazminatı ve diğer işçilik haklarını isteyebilir ve gerekse de 6098 sayılı Borçlar Kanunu kapsamında maddi ve manevi tazminat talep edebilir. Mobbing kapsamında işyerinde eşitsiz bir iş ilişkisi varsa 4857 sayılı yasanın 5. maddesi uyarınca “Eşit işlem borcuna aykırılık sebebiyle” işverenden tazminat istenebilir. Ceza hukuku kapsamında Cumhuriyet Savcılığı’na şikayette bulunabilir.

Bilgi ve randevu için iletişim bölümünden bize ulaşabilirsiniz.

Avukat Fatmanur Toprak / Kahramanmaraş avukat
http://www.fatmanurtoprak.com

İş Mevzuatında İhbar Önelleri
Belirsiz süreli iş sözleşmesinin 4857 sayılı İş Kanununun 13. maddesinde belirtilen esaslara uyulmadan işçi ya da işveren tarafından sona erdirilmesi halinde işi terkeden işçi ya da iş akdini fesheden işveren aynı maddede belirtilen bildirim önellerine ait tazminat ödeyecektir. İhbar tazminatı; işçinin yeni bir iş buluncaya kadar geçecek süre için ödenmesi gereken tazminattır. Önceden haber vermeden işten çıkarılarak ortada kalan işçiyi tanınmış bir tazminattır. Feshin kötüniyetli olması halinde ihbar önelinin 3 katı tutarınca işveren ayrıca kötüniyet tazminatı işçiye ödenecektir. Belirli süreli iş sözleşmesinde veya iş akdinin işçi tarafından feshi halinde ihbar tazminatı ödenmez. Bunun istisnası Basın İş Yasası’dır. İhbar önellerine uymayan işveren veya işçi karşı tarafa ihbar tazminatı ödemek zorundadır. İhbar tazminatı işçinin son brüt ücreti üzerinden belirlenir.

Belirsiz süreli iş sözleşmelerindeki İhbar önelleri;
4857 sayılı İş Yasası’na göre;
İşçinin kıdemi 6 aydan az ise : 2 hafta
İşçinin kıdemi 6 aydan fazla 18 aydan az ise : 4 hafta
İşçinin kıdemi 18 aydan fazla 36 aydan az ise : 6 hafta
İşçinin kıdemi 36 aydan fazla ise : 8 hafta

5953 sayılı Basın İş Yasası’na göre; bu Kanunun şümulüne giren fikir ve sanat işlerinde ücret karşılığı çalışanlara gazeteci denir.
İş sözleşmesinin işverence feshi halinde;
Gazetecinin kıdemi 5 yıl ve üzerinde ise ; 3 ay
Gazetecinin kıdemi 5 yılın altında ise ; 1 ay
İş sözleşmesinin işçi tarafından feshedilmesi halinde
İş sözleşmesinin süresine bakılmadan; 1 aydır.

854 sayılı Deniz İş Yasası’na göre;
Gemi adamının kıdemi 6 aydan az ise : 2 hafta
Gemi adamının kıdemi 6 aydan fazla 18 aydan az ise : 4 hafta
Gemi adamının kıdemi 18 aydan fazla 36 aydan az ise : 6 hafta
Gemi adamının kıdemi 36 aydan fazla ise : 8 hafta

 

Bilgi ve randevu için iletişim bölümünden bize ulaşabilirsiniz.

Avukat Fatmanur Toprak Saygıner/ Kahramanmaraş avukat
http://www.fatmanurtoprak.com

1 5 6 7