Fer’i müdahalenin etkisi

Davada Vekalet: Türk hukukunda avukatla temsil zorunluluğu yok. Kişi kendi davasını kendi açabilir. Davada vekalet iki şekilde karşımıza çıkabilir. Kanuni temsil şeklinde ortaya çıkabilir, iradi olarak da temsil olabilir. Kanuni temsilci kişinin dava ehliyeti olmadığı zamanlarda devreye girecektir. Bu bir dava şartıdır. Dava ehliyeti olmadığı zaman devreye girdiği için, kanuni temsilci yoksa ortada açılan bu dava reddedilecektir.

İradi temsil ise, Türkiye’de avukatlardır. Medeni yargıda avukatla temsil zorunluluğu yok. Temsil yetkisini veren kişiye müvekkil, temsil eden kişiye ise vekil diyoruz. Temsille yetkilendirme vekaletname ile yapılıyor. Tek taraflı hukuki bir işlemdir. Değişik vekalet çeşitleri vardır. Umumi vekalet; dava açabilmesi için umumi vekaletnamede bunun izin almak zorundadır. Vekâletname bakımından bir şekil şartı söz konusudur (HMK 76). Yazılı olması gerekir ancak bu yazılı olması bir geçerlilik şartı değildir. İspat şartıdır.

Vekâletnameyi mahkemeye vereceğiz. Eğer davanızı bir vekil ile takip ettiriyorsanız vekaletnamenin mahkemeye verilmesi bir dava şartıdır. Kural olarak bir dava dilekçesiyle birlikte verilmesi gerekir. HMK 114/1-f: (dava şartları) “Vekil aracılığıyla takip edilen davalarda, vekilin davaya vekalet ehliyetine sahip olması ve usulüne uygun düzenlenmiş bir vekaletnamesinin bulunması.”

Vekaletin kapsamı; davaya vekaletin kapsamı vekilin hangi işlemleri yapmaya yetkili olduğunu gösterir. Bu bağlamda vekaletin kapsamını da ikiye ayırıyoruz. Kanuni kapsam ve özel kapsam. Kanunda doğan kapsam HMK 73’te düzenlenmiştir. Bu maddede vekilin hangi işlemleri yapabileceği yazmaktadır. Aslında bu kanundan doğan kapsam sınırlı bir kapsamdır. Örneğin; müvekkilin sulh yapma yetkisi yok, tahkim sözleşmesi yapamaz, hâkimin reddi talebinde bulunamaz. Dolayısıyla bu kapsam çok sınırlıdır. Bunun dışındaki hususları yapabilmesi için kanun dışında yetkilendirilmesi gerekir. Buna da özel yetki diyoruz. Bu da HMK 74’te düzenlenmiştir.

Müvekkilin, hangi işlemleri yapabilmesi için özel yetkiye ihtiyaç duyduğu belirtilmiştir. Davaya vekaleti verdik diyelim. Bu vekalet, hüküm kesinleşmesine kadar geçerli olur. Bir davaya vekalet verdiğimizde vekaletin son bulması için kararın kesinleşmesi gerekir. Bu kanuni hüküm, taraflar aralarında anlaşarak vekalet ilişkisini sonlandırabilirler. Tebligat artık tarafa değil avukata yapılacaktır. Birden fazla vekiliniz var ise, bir tasni tebligat yapılması yeterlidir. Önemli olan vekil ile temsil edildiğinizde tebligatın size yapılmayacağıdır.

Davaya vekalet ne zaman son bulur?
İlk olarak hükmün kesinleşmesiyle vekalet ilişkisi son bulur. Vekilin, müvekkil tarafından azli durumunda da ilişki son bulur. Aynı zamanda vekil de istifa edebilir. Vekilin veya müvekkilin ölümüyle de son bulur. Vekiliniz meslekten ihraç edildiyse yine son bulur. Vekille temsil edildiğinizde taraf adına usulü işlemleri vekil yapar ve müvekkil adına hüküm doğurur. Usulü işlemleri vekil yapmasına rağmen dava hala müvekkilin davasıdır. Dolayısıyla talimat verme yetkisine sahiptir. Çünkü davanın asıl sahibi müvekkildir.

Fer’i Müdahale – Asli Müdahale
Yargılamaya üçüncü bir kişinin katılmasıdır. Bizim hukukumuzda esas olarak iki taraf vardır, davacı ve davalı olarak. Ancak belirli hallerde üçüncü bir kişinin davaya müdahalesi söz konusu olabilir. Bunlardan biri feri müdahil, diğeri ise asli müdahildir.
Örneğin; B, C’den bir araba satın aldı. A ise bu arabanın kendisine ait olduğunu ileri sürüyor ve B’ye karşı dava açıyor bu durumda A, B’ye karşı açmış olduğu davayı kazanırsa B, A’ya arabayı vermiş olacak. B ise C’ye rücu edecek. C’de B’ye karşı sorumlu olacak böyle bir durumda. Dolayısıyla A’nın açmış olduğu bir dava dolaylı olarak C’yi etkileyecek. B davayı kaybetmesi halinde arabayı vermek zorunda, C ise aldığı parayı vermek zorundadır. Dolayısıyla A ile B’nin davasında, B’nin kazanması C için yararlı olacak. Böyle bir durumda C bu davadan etkilenmektedir. C B’ye yardım etmek isteyecektir. Bunu da Fer’i müdahale olarak yapacaktır. Davaya müdahil olarak katılıp B’ye yardım edecektir. Burada C taraf değildir, sadece yardım ediyor. Kazanmasında menfaati olan kişiye yardım ediyor. Taraf değil, tarafın temsilcisi de değil, tarafın yardımcısıdır.

Fer’i müdahil olmak için şartlar:
• Derdest bir davanın bulunması gerekir.
• Yargılama sona ermemiş olmalıdır. Henüz karar verilmiş olmamalıdır. Kanun yolu aşamasında fer’i müdahil olarak katılmak mümkün değildir.
• Hukuki yarar. Bir menfaatinin bulunması gerekir. Üçüncü kişi davaya, kazanmasında hukuki menfaatin olduğu kişinin yanında katılacak. İki taraf arasında verilen karar üçüncü kişiyi doğrudan ya da dolaylı olarak etkiliyor ise, davaya katılmasında hukuki yarar vardır.
• Teminat (HMK 84/1-a). Türkiye’de ikametgahı olmayan bir kişinin davaya müdahil olarak katılması mümkündür. Bu hallerde üçüncü kişi teminat göstermek zorundadır.

Fer’i müdahalenin usulü:
Müdahil, taraf ve dava ehliyetine sahip olmalıdır. Ama dava takip yetkisinden yararlanacaktır. Üçüncü kişi, yardım etmek isterse dilekçeyle başvuracak. Müdahale talebini yazacak ve kimin yanında yardımcı olarak katılmak istediğini belirtecek. Bu talep, her iki tarafa tebliğ edilir. Taraflar bu talebe itiraz edebilirler. Bu itirazları hâkim, hadiselere (küçük ihtilafçılar) uygun usule göre karar bağlayacaktır. İtiraz taleplerini inceledikten sonra fer’i müdahale talebini inceleyecek. Bunu incelerken, şartlara bakacak. Şartların varlığı halinde talebi kabul eder, yokluğu halinde reddedebilir. Diyelim ki fer’i müdahale talebi reddedildi. Bu ara bir karardır. Dolayısıyla müdahil bu kararı temyize götürebilmek için kesin kararı bekleyecektir. Ancak lehine davaya müdahale etmek istediği tarafın davayı kaybetmesi ve o kişinin kanun yoluna başvurması ihtimalinde, onunla birlikte kendi ara kararını da temyize taşıyabilecek.

Fer’i müdahalenin hükümleri:
HMK 68.madde düzenlemektedir. Müdahil, lehine katıldığı taraf ile birlikte hareket eder. Onun yardımcısıdır. Müdahilin yaptığı usulü işlemler tarafın yaptığı usulü işlemlerle ters düşmemelidir. Ters düşerse tarafın işlemleri geçerli olacaktır. Müdahil ancak davaya katıldığı andan itibaren usulü işlemler yapabilecek. Kendisinden önce yapılan usulü işlemlerin tekrarını isteyemeyecektir. Onları tartışamaz.

Fer’i müdahalede zaman aşımı:
Müdahil yanında katıldığı tarafın yararına olan iddia ve savunma vasıtalarını ileri sürebilir. Tarafların usulü işlemleriyle ters düşmemeli dedik ancak kanun koyucu burada üçüncü kişinin menfaatinin ağır bastığını düşünmektedir. Karar taraflar için verilecek. Fer’i müdahile yönelik bir karar verilmeyecek. Yargılamaya katılsa bile karar sadece taraflar için verilecek. Dolayısıyla kanun yoluna başvurma yetkisi de taraflara aittir. Fer’i müdahil ise, kendinin yanında yardımcı olarak katıldığı tarafın kanun yoluna başvurması halinde ancak onunla birlikte kanun yoluna başvurabilir. Bu konuda tartışma vardır. Pekcanıtez diyor ki; müdahilin de tek başına kanun yoluna başvurma hakkı olmalıdır. Kural olarak tek başına başvuramaz ama Pekcanıtez diyor ki; menfaati zedeleniyorsa başvurabilir.

Fer’i müdahalenin etkisi:
Öncelikle kararın kendisine yönelik olmadığını söyleyelim. Karar taraflar arasında etki gösterir. Diyelim ki; B bu davayı kaybetti. B’nin bu davayı kaybetmesi C’yi etkileyecektir. B C’ye dava açacaktır böyle bir durumda. C eğer müdahil olarak ilk davayı iyi yürütmedin itirazında bulunması mümkün değildir. Kendisi davaya katıldığı andan itibaren yapılan işlemler için geçerlidir. Kendisinden önceki işlemlere için itirazda bulunabilir. C’nin 2.davada savunma hakkını sınırlıyoruz. Katılmadıysa eğer, davayı iyi yürütemediğini ileri sürebilecek.

Fatmanut Toprak Saygıner | Kahramanmaraş Avukat | Davada Vekalet ve Fer’i Müdahale